11 Mayıs 2026 Pazartesi

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

Ödüle gel ödüleee…

03 Mayıs 2013, 01:02
Ödüle gel ödüleee…
Anibal GÜLEROĞLU
Malum ödül mevsimi açıldı. Her köşede bir ödül dağıtımı durumu yeniden gündemde. ‘Bu nasıl bir komedi’ diyeceğim ama anlamsız kalacak. Zira sürekli tekrarlanır olduğundan milletçe kanıksanmış durumda.
Ne verilen ödüller, ne de maliyet kimsenin umurunda değil. Okulların ya da kurumların basit bir törenden ibaret organizasyonları neyse de, günlere yayılan ve nabza göre şerbet verenlerden seçilen konuklara tatil olanağı sunanlar asıl mesele. Neye yarıyor bunlar? Görünürde sektörü yükseltmeye odaklı. Ancak kökende, tabiri caizse, kendine Müslüman etkinlikler.

Propagandalar gırla giderken körler sağırlar birbirini ağırlıyor, ödül dağılımı malumun ilanını geçemiyor ve neticede olan, milletin boşa harcanan parasına oluyor. Buna karşılık milletten tıs yok.

Niye?

Başlangıçta değindiğim gibi kanıksanmış.

Öte yandan bir de, kervancının develerini ürkütmekten ve kara listeye alınmaktan korkup ses çıkartmama durumu var. Kervancıya hoş görünmek gerek ki; bir tarihte yapılışı ve sahibi hakkında soruşturma başlatılan, sonrasında ödüller alıp Hint sinemasına plato olan Palace’larda boy göstereceklerin listesine girilebilsin. Bunun için baş şart, kalemlerden-dillerden yağ damlatmak. Hal böyle olunca eğriye doğru diyenlerin yağcılığı da ayyuka çıkıyor ve gözler tozpembe boyanıyor.

Al takke ver külah ilk başta hoşa giden bir dayanışma. Oysa basit kaygılarla çekilen yağlar faydadan çok zarar veriyor. Ne yazık ki, ‘kalıp yağ’ sistemiyle çalışmayı ilke edinenler ve doğru söyleyeni devre dışı bırakmayı marifet belleyenler bu gerçeği görmüyor. Onlar için önemli olan, yapılan işin gerçekten dünya çapında bir kaliteye ve milletin yararına olması değil nasılsa. Bu düzen, ayrımı olmaksızın suyolunun başını tutanların çoğunluğu için geçerli. Maksat, ‘aile içi’ misali yürütülen komedi düzeniyle günü kurtarmak, kovaları doldurmak ve ‘aile üyeleri’ne şenlik yaratmak.

Toplam 1 milyon 200 bin TL maliyetli ‘Televizyon Ödülleri’ bu komedi zincirinin en büyük halkası. Neden mi? ‘Televizyon Ödülleri’ne ‘komedi’ sıfatını yakıştırmamın nedeni tek değil, pek çok gerekçesi var.
 
Ödül komedisinin perdeleri

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen ve Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve AKSAV Onursal Başkanı Mustafa Akaydın’ın konuşmasıyla açılışını yapan ‘Televizyon Ödülleri’nin iddiası, Türkiye’nin ‘Emmy’si olmakmış!
İşte bu noktada komedinin ilk perdesi başlıyor. Okkalı bir kahkaha mı atarsınız, kıs kıs mı gülersiniz… Artık içinizden nasıl gelirse…

Hani insanın hayal dünyası, arzuları geniş ufuklu olur ama bu kadar da uçulmaz. ‘Emmy Ödülleri’ nere, ‘Televizyon Ödülleri’ nere… Bunu kıyaslamak için, propagandist ruhtan arınıp gerçekleri görmek lazım.
Adını, eski televizyon kameralarındaki tüp için kullanılan ‘immy’ lâkabından alan ve ilk kez 1949 yılında verilen ‘Emmy Ödülleri’, bırakın yarışmacı yapımların farkını her şeyden önce siyasetle aynı potada yol alan kurumların yarattığı bir organizasyon değil. Bu ödül, birbiriyle bağlantılı fakat birbirlerinden tamamen ayrı değerlendirmede bulunan üç kuruluş tarafından verilmekte. Yani özünde tam bağımsızlık var!

Peki, Portakal’ından Koza’sına Kayısı’sından ‘Televizyon Ödülleri’ne bizde durum nasıl? Bizde; görünürde bağımsızlık, özde ise belediye veya valilik destekli kültür-sanat vakıflarının duruma hâkimiyeti mevcut. Hal böyle olunca ön plana çıkan da ödül değil o resmi kurumların şahsiyetleri oluyor.

Efendim, ‘Böyle bir şey söz konusu değil’ diyenler çıkabilir. Bu durumda da, ‘Siz hiç Oscar, Cannes veya hedef alınan Emmy Ödülleri’nin billborad’lardaki tanıtımlarında Los Angeles Valisi’nin, Cannes Belediye Başkanı’nın resimlerine rastladınız mı’ diye sorarlar insana… Görünen köy kılavuz istemez!

***
Komedinin ikinci perdesi, Jüri Başkanı Faruk Baysan’ın dillendirdiği ‘Sektöre fayda sağlayabilme’ masalı…
Ne faydası?

AKSAV Başkanı Dr. Arif Bulut, televizyon dizileri ve programlarıyla ilgili başka yarışma ve etkinliklerin de yapıldığını, ancak Antalya ödüllerinin prestij ve kapsamıyla ayrı bir yere sahip olduğunu söylüyor.
Neden ayrı bir yere sahip?

Neticede, verilen bir heykelcik. Alanlar da üç aşağı beş yukarı aynı kişiler. Götürüp dolaplarına koyuyorlar, hatta kimileri eve götüremeden çaldırıveriyor ya da orada burada unutuyor.

Bu sektörde oyuncular için asıl önemli olan kaşeler ve işteki devamlılık. Yapımcıların hedefi, çalışmasını yüksek fiyata pazarlayabilmek. Kanallar için de kimin çok reklam getirisi sağlayacağı.

Peki, bu sarmalda ‘ödül’ün yeri ve faydası ne? 145 televizyon programı, 24 drama dizisi ve 20 belgeselin yarışacağı ‘4. Antalya Televizyon Ödülleri’ yarışmasında para ödülü de olmayacağına göre…

Bu noktada şu soru da aklıma takılıyor. Madem para ödülü yok, oteldi yoldu sponsorla karşılanıyor o halde, iki günden ibaret olan bir organizasyon için 1 milyon 200 bini bulacağı söylenen bütçe ne iş? Yani nereden tutulursa bir falso veren konuda her şey mafiş.

***
Ve komedide son perde; sanat özgürlüğü konusunda bir problem olmadığını beyan eden ve ‘Emmy gibi bağımsız ve bağlantısız bir yarışma için çok titiz bir çalışma yaptıklarını’ söyleyen Jüri Başkanı’nın siyasi müdahalenin ve desteğin, yapımcıları-yapımları etkilemediği üstüne beyanından gelişen durum…

Siyasetin kol gezdiği festival ve törenler meydandayken, bağımsızlıktan söz dahi edilemeyeceği gerçeğini inkâr etmek mümkün değil. Dahası, ‘Muhteşem Yüzyıl’ başta olmak üzere tüm TV yapımlarındaki işleniş değişimi herkesin malumuyken ve nihayet en basitinden görüntüler bile muzur bulunup buzlanıyorken gerçeklerle bağdaşmayan bu açıklama, hem ödül törenlerinin ciddiyetsizliğini hem de sergilenen komediyi göstermeye yeter de artar bile.

Son söz: Musa, Musa da o kadar uzun boylu değil!
 
Anibal GÜLEROĞLU
www.televizyongazetesi.com 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV