17 Mayıs 2026 Pazar

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

Ünlü şarkıcıdan mektup var!

Öldürülen Tekin Ağırman’ın ardından eşi şarkıcı Özlem Ağırman bir mektup yazdı. Mektubu ise meslektaşı ünlü sanatçı Onur Akay yayınladı.

09 Nisan 2015 Perşembe 10:42
Ünlü şarkıcıdan mektup var!
“Mümkün olsa da geri dönsen.”
2015 genel seçimlerinde CHP İstanbul 1. Bölge'den milletvekili adayı olan Metin Ağırman'ın abisi, CHP Tuzla eski İlçe Başkanı Mimar Tekin Ağırman, 9 Şubat 2015 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralanmış ve 10 Şubat 2015 tarihinde ise hayatını kaybetmişti. Öldürülen Tekin Ağırman’ın ardından eşi şarkıcı Özlem Ağırman bir mektup yazdı. Mektubu ise meslektaşı ünlü sanatçı Onur Akay yayınladı.

İşte Akay'ın yayınladığı o mektup:


Tekinime mektup:

'Şu ellerin taşı bana hiç değmez, dostun bir tek gülü yaralar beni...'

Son günlerde içimden bir cümle çığ gibi kopup geliyor; “Mümkün olsa da geri dönsen.” diyorum. Kızma, bu bir isyan değil. Ben isyan etmem bilirsin.. Hüda’ nın katında her şeyin vardır bir sebebi, sual edilmez. Hem bilirsin hayrın şerrindense şerrin hayrını yeğ tuttum hayatım boyunca. Bugün sana gelirken hayatında düşüpte kalkamadığın tek yer olan o ölü sokaktan geçtim. Dilimde dönüp duran şu beyitle ‘’Düştü Hüseyin atından Sahrayı Kerbelâ’ya Cibril var haber ver Sultanı Enbiyaya’’. Yıllarca ne çok düştük ve her seferinde daha büyük kalktık. Şu kısacık zamanda bile bilsen ne çok şey değişti. Yaşasaydın o anlayışlı ulu yanınla gülümser; ‘Kul Yaratan’a sırt çeviriyor, şaşırmamak lazım.’ derdin.

Seni Ebu Turab'ın koynuna verdiğim günden beri Tekin'im, ocağımıza incir ağacı diktiler; ama hesap edemedikleri tek şey incir, dağ başında bile, gerekirse kayayı sabrıyla deler, yine de canına su ulaştırır ve kendini yüzyıllara taşır. Bende biliyorum ki, ben adını da davanı da dimdik zamana taşırım. Hissedebiliyorum, sözcüklerim mezar taşından ruhuna ulaşıyor. Geri dönebilseydin? Büyük ihtimalle yol ayrımlarında bulacaktın kendini. Bambaşka kararlar alacaktın. Ve yine bilirim ki, yine affeden olacaktın. Senin fıtratın buydu çünkü…

Yıllarca önce çetin bir siyasi seçim sürecinden geçiyorduk, gecemiz gündüzümüz birbirine karışmıştı. Bir seher vakti uykusuzluktan kan kızılı olmuş gözlerinle ufka bakarken, bir yandan da acı içinde bacağını ovuyordun. Yanına gelip bu kadar yıpratmasan kendini dediğimde; ‘’Özlem, benim vebalim büyük; ben daha bebekken yüklendim dünyanın çilesini... Bu bacağımdaki illeti, ülkeleri emperyalist çakallar tarafından derdest edilmiş bir gariban halktan aldım. Ben kendimi bildim bileli mücadele ettim yürümek için, konuşmak için, okumak için…. Ve yıllar sonra anladım ki beni ayakta tutan bu halk sevgisi; dolmuşa binen aslan gibi bir genç bütün ceplerinde para arayıp dolmuş parasını denkleştirmeye çalışıyorsa, bir baba çocuğunun istediği oyuncağı alamıyorsa, bir ana mutfağında boş tenceresine ağıt yakıyorsa, hasta hastane kapısında kalıyorsa bana rahat yok.’’ dedin. Ve bana usulca Hz. Hüseyin’in sözlerini tekrar ettin…

"Sanılmasın ki, boyun eğmemem kibrimdendir. Ben boyun eğerim. Ama bilirim ki, Yezid'in önünde eğilirsem eğer, zalimlik azalmaz, çoğalır. Ben inat etmiyorum. Yezid biat etmem için inat ediyor. Çünkü o güçlüdür. Gücünü de satılmış kumandanların ordularından alıyor. Sanılmasın ki, kibrimden dolayı boyun eğmiyorum Yezid'e. Ben benden sonra gelecekleri düşünerek, bir insanın ne kadar güçlü olursa olsun, yine de gücünü kıracak birilerinin şu dünyada var olabileceğini göstermek istiyorum.''. Bu savaşta zalime boyun eğip refah içinde yaşamaktansa ölümü seçerim. Ve tarihte, İmam Hüseyin’in zalime biat etmemesi mazlumluğun, inanmışlığın sembolü olurken, Yezit ise isim olmaktan çıkıp her devirde zalimlere sıfat olarak verilecektir. Evet, tarih her şeyi yazıyor kocam. Kızımız küçükken sürekli kulağına bir beyit okurdun:

Bacım Zeynep cümle ehlim burada sana emanet

Zalim güruh döndü dinden etti bize ihanet

Sana teslim eyledim hep Al’abayı nihayet

Soranlara emanetçi Zeyneb’im ben diyesin

Sonrada alnından öpüp ‘Gücü, sabrı Zeyneb’ül  Kübranın ki  gibi sağlam olsun.’ derdin. Dünyam, Hanem, yüreğim, canım, sevdam.. Senden sonra toz dumanım; lakin davam büyük. Tıpkı Kerbela’nın emanetçi Zeynebi gibi matemimi heybeme atıp o kutsal yolda ilerleyeceğim. Hiç bir şey bitmedi yeni başlıyor. Ve mezar taşına sarılıp yanından ayrılırken Şair Muhyiddin Abdal’ın o çok sevdiğin ve ritminin ilahi bir kudrete bağlı olduğuna inandığın eseri dilimde: ‘Zahid bizi ta'n eyleme, hak ismin okur dilimiz, sakın efsane söyleme hazret'e varır yolumuz, sayılmayız parmak ile, tükenmeyiz kırmak ile…’


Kaynak: İhlas Haber Ajansı

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV