21 Ağustos 2019 Çarşamba

“Bir Zamanlar… Hollywood’da” İKSV Galalarında...

FİLMEKİMİ’NE GERİ SAYIM BAŞLADI

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 18'inci kez düzenlenecek, sonbaharın en özel sinema etkinliği Filmekimi programı belli olmaya başladı.

30 Temmuz 2019 Salı 17:11
FİLMEKİMİ’NE GERİ SAYIM BAŞLADI

YAZIN EN İYİLERİ VE ÖDÜLLÜ FİLMLERİ FİLMEKİMİ’NDE

İstanbul’da 4-13 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek Filmekimi, her yıl olduğu gibi, saygın festivallerde gösterilmiş, ödüller almış, eleştirmenlerin ve izleyicilerin ilgisini çekmiş, merakla beklenen yeni yapımları içeren zengin programıyla yine ekim ayının en çok konuşulan sinema etkinliği olacak.

 

Altın Palmiye’li Parazit Filmekimi’nde!

 

The Host, Snowpiercer ve Okja ile hayran kitlesini daha da genişleten Bong Joon-ho, Parazit ile Cannes’da Altın Palmiye kazanarak yılın en iyi filmlerinden birine imza attı. Parazit, birbirinden derin farklarla ayrılan Park ve Kim ailelerinin hikâyesini anlatıyor. Neredeyse sefalet içinde yaşayan Kim ailesinin fertleri gerçek kimliklerini saklayarak birer birer, zenginlikleri sınır tanımayan Park ailesinin hizmetine giriyor ve trajikomik olaylar ardı ardına gerçekleşiyor.

Altın Palmiye kazanan ilk Kore filmi Parazit, Güney Kore’de tüm gişe rekorlarını kırarak Temmuz’da toplam 10 milyon izleyiciyi aştı.

 

Fragman:

https://www.youtube.com/watch?v=hb1iOVvkykY

 

Pedro Almodóvar ve Antonio Banderas’in muhteşem dönüşleri: Acı ve Zafer

 

Banderas’ın Pedro Almodovar’ı oynadığı Acı ve Zafer, Cannes’da hem eleştirmenlerin hem izleyicilerin olağanüstü ilgisi ve övgüsüyle karşılandı. Yalnızca başrolündeki Antonio Banderas’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandıran performanslarıyla değil, canlı renklerin öne çıktığı görüntü yönetimi, aile bağlarının anlamı ve aşkın derinliğini işleyen sıcacık hikâyesiyle de gönüllerin Altın Palmiye’sini kazandı. Filmin oyuncu kadrosunda ayrıca Penélope Cruz, Cecilia Roth ve Leonardo Sbaraglia da yer alıyor.

Almodóvar’ın kendi yaşamından esinlenerek senaryosunu yazdığı ve Banderas’ın Almodóvar’ı canlandırdığı Acı ve Zafer, şaşaalı günleri geride kalmış çok ünlü bir yönetmenin 1960’lardan günümüze yaşamöyküsünü çok duygusal ve çok kişisel bir bakış açısıyla anlatıyor.

 

Fragman: https://www.youtube.com/watch?v=glHWJlqY1Q0

 

Günümüzün en radikal sinemacılarından Albert Serra’dan kışkırtıcı bir film: Liberté

 

Albert Serra, 18. yüzyıl Fransa’sını ve dönemin toplumsal karşıtlıklara hayranlığını alışılmadık bir yolla ele aldığı filmi Liberté ile Filmekimi’nde.

Fransa Kralı 16. Louis’nin aşırı ahlakçı hükümranlığından kaçan ve ahlaki kural ve baskıların tümünü reddederek Almanya ormanlarında hazzın peşine düşen bir grup asilzadeyi izleyen Liberté; kışkırtıcı, cesur, gözü kara bir film. Dünya prömiyerini Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde yapan film, Jüri Özel Ödülü’nü kazandı.

 

Bruno Dumont’un müzikal söylence dizisinin son filmi: Jeanne

 

Bruno Dumont, 2017’de Jan Dark’ın çocukluğunu anlatan Jeanette ile başladığı müzikal söylence dizisine 2019’da Jeanne ile nokta koyuyor. 

Cannes’da Belirli Bir Bakış Bölümü’nde Jüri Özel Mansiyonu kazanan Jeanne, önceki filmin kaldığı yerden devam ediyor ve ergen yaşlardaki Jeanne d’Arc’ın İngilizlere karşı savaştıktan sonra kâfirlik suçlamasıyla yargılanışını anlatıyor.

Jeanette’in müziklerini Filmekimi’nde konser veren Igorrr bestelemişti; Jeanne’ın şarkılarıysa Fransa’nın en önemli müzisyenlerinden Christophe’a ait. Görüntü yönetimiyle özellikle öne çıkan filmde Jeanne d’Arc’ı yine Lise Leplat Prudhomme canlandırıyor.

 

Fragman:

https://www.youtube.com/watch?v=GCGkZ92cpcg

 

Dans, tutku ve And Then We Danced, Filmekimi’nde!

 

And Then We Danced, yetenekli dansçı Merab’ın halk dansları ekibine yeni katılan karizmatik bir gence kapılmasını anlatıyor. Merab, baskıcı bir toplumda hem aşkı keşfediyor hem de kendini ve cinselliğini buluyor.

Gürcistan’daki çekimleri gizlilikle yürütülen And Then We Danced, ABBA’dan Robyn’e ve Gürcü halk melodilerine bolca müzik ve nefes kesici dans sahneleriyle dolu hareketli, duygusal ve dokunaklı bir büyüme hikâyesi anlatıyor.

1980’lerin dans filmlerinden esinlenen Gürcü asıllı İsveçli Levan Akin’in yönettiği And Then We Danced dünya prömiyerini Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yaptı.

 

Fragman:

https://www.youtube.com/watch?v=ZBr8xBT_A2w

 

Xavier Dolan’ın Cannes’da yarışan son filmi: Matthias & Maxime

 

Xavier Dolan’ın Cannes’da yarışan son filmi Matthias & Maxime, Filmekimi’nde gösterilecek. Arkadaşlarının çektiği bir kısa filmde, rol icabı öpüşmek zorunda kalan iki çocukluk arkadaşının değişen ilişkilerini anlatan filmde Maxime karakterini de Dolan'ın kendisi oynuyor.

 

Fragman:

https://www.youtube.com/watch?v=ZBr8xBT_A2w

 

Jessica Hausner'in bilimkurgu-gerilim filmi: Little Joe / Küçük Joe

 

Genetiği oynanmış kırmızı bir çiçek antidepresan salgılayarak insanları mutlu ederken yan etkisi onları tuhaf bir şekilde değiştirir. Kimsenin engel olamadığı bu deney/bitkinin adı da Küçük Joe. Amour Fou ve Lourdes ile hatırlayacağınız Jessica Hausner’in Cannes’da yarışan yeni filmi, bilimkurgu-dram-gerilim filmi sınırlarında geziniyor, müthiş renk paleti ve sanat tasarımıyla öne çıkıyor. Cannes’da Emily Beecham’a En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü getiren filmin diğer oyuncuları Ben Whishaw, Kit Connor ve Kerry Fox.

 

The Wild Goose Lake / Güney İstasyonunda Randevu Filmekimi’nde!

 

Cannes’da ana yarışmada yer alan tek Çin filmi Güney İstasyonunda Randevu neonlar, parlak renkler ve modern görsel tasarımıyla öne çıkan bir polisiye. “Heyecan verici, şiirsel ve ışıl ışıl, Çin usulü bir kara film” sözleriyle övülen Güney İstasyonunda Randevu, peşine hem rakip çeteler hem de polisin düştüğü bir gangsterin kaçış hikâyesini temposunu hiç düşürmeden ve gizemini koruyarak anlatıyor.

Karanlık suç filmleri ve distopya öykülerinden esinlenen yönetmen Diao Yinan’ın İnce Buz, Kara Kömür filmi 2014’te Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanmıştı.

 

Céline Sciamma’nın dördüncü filmi Portrait of a Lady on Fire

 

Cannes’da En İyi Senaryo Ödülü ve Kuir Palmiye’yi kazanan Portrait of a Lady on Fire, yönetmen Céline Sciamma’nın dördüncü filmi. 18. yüzyılda bir ressamın modeliyle aşkını anlatan filmde ressam Marianne’ı Noémie Merlant, model Héloïse’i Adèle Haenel canlandırıyor. Cannes’da büyük övgü toplayan ve çokça konuşulan Portrait of a Lady on Fire, eleştirmenlerce “A sınıfı bir başyapıt… Bu yıl prömiyerini yapan en kusursuz film.” sözleriyle övüldü. Céline Sciamma’nın yönettiği Tomboy ve senaryosunu yazdığı Kabakçığın Hayatı daha önce Filmekimi’nde gösterilmişti.

Filmekimi biletleri Biletix üzerinden satışa sunulacak. Filmler, program, çizelge ve diğer ayrıntılar Filmekimi’nin resmi internet sitesinde yayınlanacak.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV