Kazakistan’ın en başarılı yönetmenlerinden Darezhan Omirbayev, senaryo yazımını da üstlendiği
ÖĞRENCİ filmiyle Dostoyevski’nin
Suç ve Ceza’sını yepyeni bir bakış açısıyla beyazperdeye uyarlıyor. Bresson havası taşıyan Öğrenci, neredeyse elle tutulabilir yoğunluktaki umutsuzluk duygusuyla, komünizm sonrası korsan-kapitalist Kazakistan toplumunun acımasız bir politik incelemesi. Darezhan Omirbayev sorularımızı yanıtladı.
Darezhan Omirbayev
Film, 12 Nisan Cuma 11.00’de Atlas, 13 Nisan Cumartesi 13.30’da Feriye ve 14 Nisan Pazar 13.30’da Nişantaşı Citylife 2’de gösteriliyor.
Röportaj: Ceyda Aşar
Bir önceki filminiz Chouga bir Anna Karenina uyarlamasıydı. Student / Öğrenci ise Dostoyevski’den esinlenilmiş. Her iki filminiz de sinema seyircisinin uyarlamalarına aşina olduğu romanlar. Bu yapıtlarda ilginizi çeken neydi? Farklı bir uyarlama yapabilmeyi nasıl başardınız?
Bu hikâyelerin yapıları çok güzel. Bazı bölümlerinin filme çekilmesi gerektiğini hissettim. Örneğin Anna Karenina ve Voronski’nin trende ilk karşılaşma anları ya da öğrenci Raskolnikov’un yaşlı kadını öldürme anı.
Asıl odak noktanız “sınıf”. Ana karakteriniz yalnızca bir suçlu değil, aynı zamanda bir “sınıfın” vücuda gelmiş hâli. Kazak bir yönetmen olmasaydınız, bu tema yine asıl odak noktanız olur muydu?
Sanatta en önemli şey, form (biçemdir). Dostoyevski’nin hikâyesindeki toplumsal sorunlar, şu an Kazakistan’da yaşanan sorunlara çok benziyor. Geleneksel toplumun yıkımı, kapitalizmin başlangıcıdır.
Vahşi şiddete yol açan vahşi kapitalizmi eleştiriyorsunuz. Sizce toplum için ideal olan komünizm midir?
Siyasetçi değilim ama bence sosyalizm ve kapitalizm arasında bir denge bulmak mümkün. Bence para ve büyük işletmeler devlet kontrolünde olmalı.
Batı’nın Doğu ve Kazakistan algısına dair ne düşünüyorsunuz? Batı sinemasının sizin sinemanızı algılaması, yargılaması, beğenmesi, beğenmemesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Anne ve baba olmaksızın bir çocuk dünyaya getirmek imkânsız. Bu sebeple modern sanat da insanlar da Batı ve Doğu’dan korkmamalı. Batı’da üretilen ekipmanlar vasıtasıyla ben Kazakistan’dan kaynaklanan duygularımı, düşüncelerimi ifade edebiliyorum. Fakat Kazaklar Hollywood filmlerini izlemeyi tercih ediyorlar; benim filmlerim Kazakistan’da popüler değil.
Diyaloglara nadiren başvuruyorsunuz. Bununla birlikte, karakterlerin iç düşüncelerini ifade etmek için çok sayıda diyalog barındıran romanlardan esinleniyorsunuz.
Hemen hemen tüm uyarlamalar fotokopi gibi, kitabın resimli hâli gibi. Ben farklı bir şey, başka bir görsel sanat yaratmaya çalıştım. Görüntüler, sesler, ışıklar, mizansenler ve bunların tümünün bir arada olması daha önemli.
Sizce bugün şiir ve şairler ölüyor mu? Vardığınız romantik bir sonuç mu, yoksa kapitalist dünya eleştirisi mi?
Dileğim şairlerin asla yok olmaması yönünde çünkü dünyada her zaman güzellik var olacak. Tabii ki fotoğraf, sinema, televizyon ve internetle daha çok rekabet etmeleri gerekiyor. Belki de bunların hep birlikte işlemesi gerekiyor, birbirlerine karşı değil.
Kazak filmleri tüm dünyada festivallerin ilgisini çekiyor. Siz Kazak sinemasıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?
Kazakistan’da ve Kırgızistan’da çok yetenekli yönetmenler var, ama popüler değiller. Televizyon, dergiler, reklamlar seyirciyi bozmuş durumda. Bu sorunun tek çözümü, çocuklara okulda sinema sanatını anlamayı öğretmek.
Türk filmlerini izleme şansınız oldu mu?
11’e 10 Kala, Üç Maymun, Ana Dilim Nerede? gibi muhteşem Türk filmleri izledim. Bu filmlerin hepsi çok güzeldi ama bence fazla gerçekçiler, belgesel tarzında yapılmışlar. Belki de bunun sebebi senaristlerin kişisel olarak film tarzlarının olmamasıdır. Yine de bu filmlerin çok güçlü ve profesyonel olduğunu düşünüyorum. Avrasya Film Festivali’nde jüriyken 11’e 10 Kala’ya En İyi Yönetmen ödülünü vermek için çok uğraştım. Moskova Film Festivali’nde jüri olduğumda Ana Dilim Nerede? için mücadele verdim ama diğer jüri üyeleri beni desteklemedi.
Daha önce de İstanbul Film Festivali’ne katılmıştınız. Yeniden burada olmak nasıl bir his?
İlk filmim Kairat ile 1992’de İstanbul’a gelmiştim. Festivalin son gününde Cumhurbaşkanı Turgut Özal ölmüştü. Herkes çok şaşkındı, filmleri unutmuştuk. 2013’te oraya geldiğimde filmleri de izlemek istiyorum.
Gelecekte sinemaya dair planlarınız neler?
Şu sıralar, Sinema bölümünde öğrencilere ders veriyorum, genç yönetmenlere yardımcı oluyorum.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!