19 Kasım 2019 Salı

Ücretsiz 12 Konser, 12 Çocuk Oyunu, 12 Tiyatro

Her devrin ‘Terminatör’ü…

03 Kasım 2019, 21:37
Her devrin ‘Terminatör’ü…
Anibal GÜLEROĞLU


İlk kez 1984 yılında çıkmıştı karşımıza, 2029’dan geçmişe yollanarak insanlığın kurtuluşunu sağlayacak kişinin doğmasına engel olması için yaratılan ‘Terminatör’… Acı duymayan, merhamet-korku hislerine sahip olmayan T-800 model robotu , onu canlandıran Arnold Schwarzenegger ile çabucak benimseyip sevmiştik. Geleceğin kurtarıcısının annesi olacak kadını yani Linda Hamilton tarafından canlandırılan Sarah Connor’ı da çetin ceviz kişiliğiyle aklımızın bir köşesine kazımıştık. Buna karşılık Terminatör’le mücadele için gelecekteki insanlar tarafından yollanan ve Connor’ı koruyan asker Kyle Reese (Michael Biehn) hafızamızda pek iz bırakamamıştı… Üstelik geleceğin kurtarıcısı John’un babası olduğu halde!

Kısacası; 1982 yapımı ‘Rambo’ya rakip olurcasına sinema piyasasına sürülerek bilim kurgu aksiyonuna yeni bir boyut kazandıran ve James Cameron’ın hayal gücünü ortaya koyan ‘Terminatör’, Arnold Schwarzenegger ile Linda Hamilton ikilisinin performansından ibaretti genel anlamda. Nitekim bu ikilinin karşılaştığı ilgi performansın sonrasını da getirdi.


Devamında 1990 yapımı ‘Terminatör 2: Kıyamet Günü’ karşıladı seyirciyi. Böylece yeniden yapılandırılarak yollanan T-800 robotunun 13 yaşındaki John’u koruma serüvenini izledik… Ki, bu film ilkinden daha fazla ilgi görüp ödül topladı. Ardından uzunca bir aradan sonra ‘Terminaatör 3: Makinelerin Yükselişi’ çıktı piyasaya. 2009’da gelen ‘Terminatör 4: Kurtuluş’ filmi, Christian Bale ile gelecekteki John karakterini canlandırıp kontrolü ele geçiren Skynet’e karşı bir grup insanın varoluş mücadelesini anlattı bize. Arnold Schwarzenegger’in yeniden varlık gösterdiği 2015 yapımı ‘Terminatör 5: Genisys’ ise direnişin sürdüğü 2029’dan 1983 yılına geri çevirmişti hikâyeyi. Çok da tutmadık hani!

Velhasıl 1984’ten günümüze ilgi çekmeyi başararak gelen bilim kurgu öyküsü her devrin ‘Terminatör’ü dedirten türden bir gelişim gösterdi sinema dünyasında. Nasıl ki şimdi bir kez daha ‘Terminatör 6: Kara Kader’ adıyla beyazperdede… Üstelik Arnold Schwarzenegger ile Linda Hamilton’ı buluşturarak. Ancak bu kez Tim Miller yönetmenliğindeki filmin öykü misyonunda iki yenilikçilik göze çarpmakta. Onlar da, ismini taşıdığı serinin devamı niteliğinde olmayıp bağımsız bir film tablosu yaratması ve geleceğin kurtarıcısını doğuracak kadını yok etmenin peşinde olunmaması! Gelin birlikte bakalım filmin detaylarına…


EFSANEDE KADIN DAYANIŞMASI

Makinelerin acımasızlığını sergileyip 1997’de dünyanın sonunun geleceğini haber veren kadının geçmişinden açılışını yaparak iskeletlerle dolu kumsala uzanan ‘Terminatör 6: Kara Kader’, nostalji babında takılırken umudun olmadığı bir geleceğe götürüyor bizi. 3 milyar hayatı kurtarıp kendi oğlu John’u kurtaramayan Sarah Connor’ın 1998’deki evlat acısından 22 yıl sonrasına sıçrayıp Mexico City’deki Dani Ramos ve ailesinin günlük rutinine kısa bir bakış atan akış, gökten düşen çıplak kadın koruyucu ile yeni terminatörün uçağı uçakla kovalamaya kadar varan ilginç aksiyonunu vakit kaybetmeden çıkartıyor ortaya.

 
‘Gelecek makinelerde’ diyen fabrika yetkilisinin güncel gerçekliği dillendirmesinin ardından makineler gelene kadar geçici işçi durumunda olanların dünya genelindeki dramatik sorununu vurgulayan süreç, geliştirilmiş insan kurtarıcı Grace ile Rev-9 model terminatörü kıyasıya bir mücadeleye sokmanın ardından aranan kız Dani’nin ‘korunması gereken kişi’ pozisyonuna odaklanıyor. Bir yığın aracın telef olduğu kovalamacanın sonunda da tüm haşmetiyle ve donanımıyla Sarah Connor çıkıyor sahneye. Tabii onun hemen arkasından artık insani duyguları daha iyi anlayan ve kendisine bir aile kurarak yaşamını sürdüren en baba ‘Terminatör’ü görüyoruz. Biz yılların acımasızlığını düşünürken filmdeki gelişmelerin sonrası çorap söküğü gibi geliyor kendiliğinden.


Şimdi senaryosunu ‘Terminatör 2:Kıyamet Günü’nün bıraktığı yerden sürdürmeyi tercih eden ‘Terminatör 6: Kara Kader’deki içerik tablosu böyleyken seriye son noktayı koyduğu söylenen yapımın kimyası nasıl etkiliyor bizi diye soracak olursanız…

Öncelikle ‘Terminatör 6: Kara Kader’ filminin içeriğinin tam anlamıyla duygusala bağlandığını söylemek lazım. Seyircide yarattığı etki bir yana… Yeni adıyla Carl’ın ‘Terminatör’ günlerinden gelen özeleştirilerinin insani duygularla yoğrulmuş olması… Sarah Connor’ın oğlunun anısına terminatör avcısına dönüşmesindeki duygu derinliğinin altının çizilmesi… Geliştirilmiş insan Grace’in bu noktaya gelişindeki evrenin barındırdığı insani özveri… Makineler nedeniyle işinden olanların durumu üstünden araya sıkıştırılan insani mesaj… Bilim insanlarının pek düşkün olduğu yapay zekânın ileride ne denli büyük bir tehlikeye dönüşüp insan ırkının sonunu getirecek savaşlara sebep olabileceği ihtimalinin altı çizilerek tekrarlanması… ‘John için’ mesajıyla yapılan yardımlarla açığa çıkartılan vicdan detayı… Makinelerin hâkimiyetinde dahi insanların birbirleriyle didişmekten vazgeçmedikleri tablo… Ve daha pek çok ince ayrıntı, ‘Terminatör 6: Kara Kader’in duyguyu yükselten yönleri.


Bunun ötesinde filmden bize yansıyan en önemli detay, içeriğin ‘kadın’ odaklı kurulması! Bu yolla dünyanın geleceğinin ve kurtuluşunun kadınların elinde olduğu gerçeği saptanmış. ‘Connor-Grace-Dani’ üçlüsünün yanına T-800 model terminatörlüğünü, insanlaşmayı benimseyen, Carl’a dönüştüren esas ‘Terminatör’ümüzü de katarak dünyayı makinelerin hâkim olduğu gelecekten kurtaracak kişinin koruyuculuğuna soyunan ‘Terminatör 6: Kara Kader’de son noktada karşımıza çıkan duygusal detay ise ‘fedakârlık’! Zaten olayın ‘kara kader’ kısmı da bu fedakârlıktan kaynaklanıyor desek yeridir. Tabii bu meyanda asıl fedakârlığın insancıl ‘Terminatör’ tarafından yapıldığını da belirtelim.


SONUÇTA;
Her devrin ‘Terminatör’ü kadın dayanışmasını, gücünü ve liderlik vasfını öne çıkartarak devrini tamamladı. Bilim kurguya renk katan James Cameron’ın yaratıcılığından doğup Arnold Schwarzenegger ile bütünleşen ‘Terminatör’, kendisine yakışan biçimde noktayı koymayı başardı. Kara gözlüklerini atıp vedasını yaparken tıpkı Rambo gibi hüzün duygusu uyandıran insancıl robot ‘Terminatör’ün geri dönme ihtimali var mı peki? Kendisi, kara kadere kurban, gitti gider… Ama buradan türetilecek yapay zekâ-insan mücadelesini işleyen öykülerin bir şekilde devam etme olasılığı da hayli yüksek! Hadi bakalım…

Anibal GÜLEROĞLU
www.twitter.com/guleranibal 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV