
Sene 1984. İngiltere, Margaret Thatcher’ın muhafazakar politikalarının etkisi altındadır. Bu politik atmosfer içinde ezilen başlıca gruplardan biri eşcinsellerdir. Ancak en az onlar kadar baskı altında olan bir grup daha vardır; maden işçileri! İlk bakışta hiçbir ortak noktası yokmuş gibi gözüken bu iki grup birbirine yardımcı olabilecek midir? Onur (Pride) lezbiyen ve gey aktivistlerin güçlerini maden işçileri ile birleştirerek, hem politik engelleri, hem de ön yargıları aşmalarının gerçek ve renkli hikayesini anlatan, harika bir İngiliz Sineması örneği.
TAXİ

65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünün sahibi, İranlı yönetmen Jafar Panahi’nin filmi… Tahran´da bir taksi şöförünün bir günü anlatılıyor.
Sarı bir taksi Tahran’ın renkli ve coşkun sokaklarında ilerliyor. Birbirine çok zıt olan yolcular taksiye biniyor. Her biri samimi bir şekilde kendi düşüncelerini ifade ederken şoför aynı zamanda da yönetmenden başkası olmayan Jafar Panahi tarafından röportaj yapılıyor. Kamerasını arabanın ön panosuna yerleştirmiş yönetmen mobil film stüdyosu ile İran’ın ruhunu bu komik ve dramatik yolculuk ile yakalıyor.
MCFARLAND

Daha önce, Tek Başına (North Country) filmiyle tanıdığımız Niki Caro´nun yönetmen koltuğuna oturduğu yapımın başrolünde usta oyuncu Kevin Costner yer alıyor.
Deneyimli bir koç olan Jim White, hayatında bir süredir bazı problemlerle mücadele etmektedir. Yaşadığı birtakım talihsiz olaylardan dolayı California´nın en fakir bölgelerinden olan McFarland´a yerleşir. Jim White burada, genç lise öğrencilerinin spora olan yatkınlıklarını keşfeder ve onların saklı kalmış potansiyelini ortaya çıkartmak ister. Gençleri bir yarışmaya hazırlayan White, onlara hayatlarının fırsatını da sunacaktır.
KARANLIK YERLER
.jpg)
Gone Girl (Kayıp Kız) yazarı Gillian Flynn´in kaleminden çıkma gerilim filmi Karanlık Yerler´in başrollerinde en son beraber Mad Max´te izlediğimiz Charlize Theron ve Nicholas Hoult bulunuyor.
Libby Day’in annesi ve iki kız kardeşi Kansas Kinnakee’de “Şeytana Kurban” edilmişti. Cinayetin ardından bir tek minik Libby hayatta kalırken ağabeyi Ben’se hapsi boyladı. Üstelik onu hapse gönderen, sevgili kız kardeşi Libby’ydi.
Yirmi dört yıl sonra Cinayet Kulübü adında, kötü şöhretli suçları takıntı haline getirmiş tuhaf bir gizli topluluk, Libby’nin peşine düştü. Tek amaçları Ben’i özgürlüğüne kavuşturmaktı. Parasızlıkla boğuşan Libby, trajik geçmişinden fayda sağlamak için akıl almaz bir plan yaptı...
Libby planı dahilinde araştırmalara başladıktan sonra Missouri’nin striptiz kulüplerinden Oklahoma’nın terk edilmiş turistik şehirlerine savrulacaktı. Tahmin edilmesi olanaksız gerçekler adım adım su yüzüne çıkarken, Libby kendini yine başladığı noktada bulacaktı. Katilden kaçtığı yerde.
ESCOBAR: KAYIP CENNET

Oscar’lı oyuncu Benicio Del Toro’ya, Hunger Games serisinin yıldızı Josh Hutcherson’ın eşlik ettiği Escobar: Kayıp Cennet, bir dönemin uyuşturucu baronu Pablo Escobar´ın hayatından bir kesidi gözler önüne seriyor.
Pablo Escobar’ın sırlarla dolu, parıltılı zirve yıllarında geçen filmde Nick (Josh Hutcherson), sörf yapmak için gittiği Kolombiya’da rüyalarının kadını Maria’yla tanışır. Pablo Escobar (Benicio Del Toro), Maria’nın amcasıdır. Nick zamanla bu devasa ailenin bir parçası olmaya başlar. İlk bakışta her şey yolunda gözükse de, Nick kız arkadaşıyla geçirdiği her gün işin bilinmeyen yönleri olduğunu fark eder ve istemeden kendini dünyanın en büyük uyuşturucu mafyasının içinde bulur.
TERMİNATÖR: GENİSYS

Arnold Schwarzenegger’i en çok bilinen rolüne geri döndüren ‘Terminatör’ filmi... Terminatör: Kurtuluş’un devam filmi, ‘Mahşer Günü’ne alternatif bir yorum sunacak gibi.
İnsan direnişinin lideri John Connor (Jason Clarke), Çavuş Kyle Reese’i (Jai Courtney) Sarah Connor’ı (Emilia Clarke) koruması ve geleceği güvence altına alması için 1984’e geri gönderdiğinde olayların beklenmedik bir şekilde yön değiştirmesi zaman çizgisinde kırılma yaratır. Şimdi kendisini geçmişin yeni ve yabancı bir versiyonunda bulan Çavuş Reese, Gardiyan’ın da (Arnold Schwarzenegger) dahil olduğu olasılık dışı müttefiklerle, tehlikeli yeni düşmanlarla ve beklenmedik “geleceği yeniden başlatmak” göreviyle karşı karşıya kalır.
ARAFTAKİ EV

Dulce, çocuklarıyla beş yıl önce taşındıkları evde garip olaylar yaşamaya başlar ve hiç beklemediği sonuçlarla yüzleşmek zorunda kalır. Aradan otuz yıl geçtikten sonra iyice yaşlanan Dulce yıllar önce yaşadığı trajedi ve gizemi çözmek için o eve dönecektir.
KURBAĞA PRENS

Ribbit, diğer kurbağaların aksine zıplamaktan nefret etmekte ve suyu da sevmemektedir. kendisindeki bu kişilik bozukluğunu farkeder ve en yakın arkadaşı uçan bir sincqapla, kişiliğini bulmak için macera dolu bir yolculuğa çıkar.
ALKARISI: CİNNET

Muzaffer Gülçek’in yönettiği Alkarısı: Cinnet, lohusa kadınlara musallat olan yaratık efsanesini konu alıyor.
Alkarısı, Türk, Anadolu ve Altay halk inancında lohusa dönemindeki kadınlara ve atlara musallat olduğuna inanılan yaratıktır. Efsanenin temeli Şamanizm´e kadar uzanır. İnanışa göre lohusaların ve yeni doğmuş çocukların ciğerleriyle beslenir. Alkarısından korunmak için çeşitli çarelerin olduğuna inanılır. Lohusa kadını yalnız bırakmamak, ışıkları sürekli yakmak, başucuna Kuran koymak, yüzünü kırmızı örtüyle örtmek bunlardan bazılarıdır.
KIVIRCIK: AY MACERASI

Bir çiftlikte yaşayan hayvan dostlarımız arasında Blacky adında siyah kıvırcık bir koyun vardır. Onun en büyük takıntısı ise bir şekilde aya gitmektir. Blacky arkadaşlarıyla birlikte benzersiz bir yolculuk için hazırlıklara başlar. Bu yolda onları müthiş maceralar beklemektedir
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!