
Filme adını veren Yedinci Oğul, aslen İrlanda kültüründe yer alan bir inanış. Bu inanışa göre, yedinci oğulun yedinci oğlu sihirli güçlere sahip olurmuş. Ünlü heavy metal grubu Iron Maiden´ın da yine "Seventh Son Of A Seventh Son" (Yedinci oğulun yedinci oğulu) adında bir albümü olduğunuda belirtmeden geçmeyelim...
Filmin oyuncu kadrosunda Julianne Moore ve Jeff Bridges gibi ağır toplar dikkat çekiyor. Efsanelerle sihrin çarpıştığı büyüler zamanında mistik bir tarikatın geriye kalan tek savaşçısı (Oscar® ödüllü Jeff Bridges) geleceğine dair kehanetlerde bulunulan, olağanüstü güçlerle doğmuş bir kahramanı, son Yedinci Oğul’u (Ben Barnes) bulmak üzere yola çıkar. Çiftçi olarak yaşadığı sessiz hayatından koparılan olasılık dışı bu genç kahraman, savaşlarla güçlenmiş rehberiyle birlikte karanlık bir kraliçeyi (Julianne Moore) ve kraliçenin krallıklarına karşı gönderdiği doğaüstü suikastçı ordusunu yenmek üzere cesur bir maceraya atılır.
BAY TURNER

Bu senenin en çok konuşulan İngiliz filmi olan Mr. Turner’da, İngiliz orta sınıfını anlattığı filmleriyle tanıdığımız Mike Leigh, 19. yüzyıl İngiliz ressamı Turner’ın hayatının son 25 senesini anlatıyor. Hayatı yaşadığı dönemde de çok merak edilen Turner’ın seyahatleri, sanatı, aşk ve cinsel hayatı ile dönemin Londra sanat dünyası perdeye yansıyor.
Yönetmen, ressamın filmini boyarken fırçasını bazen usulca Turner´ın evindeki yaşlı babası, birlikte olduğu hizmetçisi, metresi ve iki yetişkin kızıyla olan ilişkisine, bazen de kendisini gemi direğine bağlaması gibi aşırılıklarına dokunduruyor. Babasının ölümüyle sarsılan, evin bakıcısı tarafından sevilen ama aynı zamanda bu süre zarfında cinsel istismara uğrayan, bir leydi ile dost olan ve sonuç olarak onunla Chelsea´de yaşamaya başlayan Turner, tüm bu hayatında olup biten karmaşanın yanında aslında çok büyük bir yeteneğe sahiptir. Resim yapmak, gezi keşiflerine çıkmak, hatta genelevleri ziyaret etmek, gemilerle denizlere açılmak, üst sınıfın arasına girmek gibi birçok değişik aktivitede bulunması onu diğer ressamlardan farklı kılmış, ve hem kraliyetin hem de halkın eserlerini takdir etmesini sağlamıştır.
FOXCATCHER TAKIMI

1988 Seoul Olimpiyatları’na katılan Amerikan güreş takımının sponsoru ile iki sporcusunun paranoyak ilişkisi… Bu karanlık ve melankolik filmde, Steve Carell ile Mark Ruffalo başrolde.
Mark Schultz, kendini oldukça iyi yetiştirmiş, çok çalışkan ve başarılı bir güreşçidir, ancak yıllarca gene başarılı bir güreşçi olan ağabeyinin gölgesinde kalmıştır. Zengin işadamı John du Pont Mark´ta ki bu cevheri keşfeder ve onunla bir takım oluşturmak ister. Hayatının şansını yakaladığını düşünen Mark, teklife balıklama atlar. Böylelikle Dupon´un Foxcatcher adlı grubuna katılır. Zamanla Mark bu adamı bir baba, bir ağabey gibi sevmeye başlar. Ancak Dupont´un hırsı ve psikolojik problemleri, herkesi germeye başlamaktadır. Aralarındaki ilişki gittikçe paranoyaklaşmaya başlar.
İÇİMDEKİ SES

İçimdeki Ses´in senaryosu, Vavien´de olduğu gibi başrol oyuncusu Engin Günaydın´a ait. Sıradışı bir anlatım tarzı olan Günaydın´ın bu filmde de o çizgiyi koruyup kuyamayacağı merak konusu. Filmde Günaydın´a, Leyla Tuğutlu (Karadayı), Füsun Demirel (Yalan Dünya), Ersin Korkut (Çok Güzel Hareketler Bunlar), Onur Buldu (Eyyvah Eyvah 3) gibi isimler eşlik ediyor. Sinema, televizyon ve tiyatronun yetenekli oyuncusu Füsun Demirel; “İçimdeki Ses”te arkadaş tayfasıyla birlikte kahkaha tufanı koparıyor! Filmde Engin Günaydın’ın, umreden yeni dönen annesini canlandıran Demirel’in, Nazlı Tosunoğlu, Güzin Usta ve Feriha Eyüboğlu’nun da yer aldığı eğlenceli arkadaş grubuna bayılacaksınız!
Kendi dünyasında yaşayan, özgüveni yetersiz bir yazar olan Selim (Engin Günaydın); doğru dürüst bir ilişkisi olamadığından, yalnızlıktan kurtulmak için son çare annesiyle birlikte yaşamaya karar verir. Gittiği spor salonunda sakarlığı nedeniyle, herkesin hayran olacağı kadar güzel ve zengin Ayşıl (Leyla Tuğutlu) ile tanışır. Selim’e aşık olan Ayşıl, mutluluğa giden yolun; Selim’in umreden yeni dönmüş, kendi kafasındaki gelin adayını arayan annesi Mehpare (Füsun Demirel) ve onun kadın arkadaş grubundan geçtiğini düşünür. Ayşıl, Mehpare ve onun tayfasıyla başlarından bir sürü komik olayın geçeceği bir yolculuğa çıkmayı göze alır.
TİMBUKTU

Afrika sinemasının en büyük isimlerinden Abderrahman Sissako’nun sessiz bir direnişi anlatan son filmi Timbuktu, Mali’nin kuzeyinde şeriat yasalarının geçerliliği ilan edildikten sonra birçok ailenin yaşamının nasıl mahvolduğunu gözlemliyor.
Kidane, Timbuktu yakınlarındaki çölde karısı Satima, kızı Toya ve 12 yaşındaki çobanları Issan ile birlikte kendi halinde bir hayat yaşamaktadır. Ancak Timbuktu yeni islamist-köktenci yönetim altına girmiştir. Acı ve sefalet içindeki halk bu cihatçı terör karşısında kaderlerine boyun eğmeyi reddederken, şehirde müzik, kahkaha, sigara ve futbol dahi yasaklanır. Her gün yeni mahkemeler Timbuktu’ya trajik ve absürd yeni kurallar buyurur. Birer gölgeye dönüştürülmeye çalışılan kadınlar ise ağırbaşlılıkla direnmektedirler. Tüm bunlar olurken Kidane ve ailesinin şehir ve kargaşadan uzaktaki yaşamları ise Kidane’nin, çok sevgili GPS adlı ineklerini katleden balıkçı Amadou’yu yanlışlıkla vurması ile değişir. Bu olay şehirden uzaktaki bu aileyi, yeni Timbuktu ve kurallarıyla tanıştıracaktır.
7 CÜCELER

Uyuyan Güzel, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler gibi 7’den 70’e herkesin çok sevdiği masalların mükemmel bir macerada bir araya geldiği “YEDİ CÜCELER”, 30 Ocak’ta 3 boyut seçeneğiyle sinemalarda.
Kötü kalpli cadı Dellamorta, Prenses Rose’u daha küçücük bir bebekken lanetlemiştir. 18. yaşına basmadan hemen önce, Rose’un parmağına keskin bir iğne batacak ve prenses ile beraber tüm şato halkı 100 yıllık bir uykuya dalacaktır; ta ki gerçek aşkı gelip prensesi öpene kadar. 18.yaşına basmadan önceki gece prenses, sevgilisi Jack’i saklanması için 7 dağların ardında yaşayan 7 Cüceler’in yanına gönderir. Fakat Jack yolda giderken kaybolur ve kötü cadı Dellamorta’nın ejderi Burner’a yakalanır. Cücelerin en genci olan Bobo, partide yanlışlıkla Rose’un parmağına iğne batırınca büyü gerçekleşir ve herkes derin uykuya dalar; sadece Yedi Cüceler dışında. Bobo ve diğer 6 cüce, Jack ile Rose’u kurtarabilmek için geleceğe yolculuk yapmak zorunda kalırlar. Bu eğlenceli ve macera dolu yolculukta, küçücük bir cücenin bile istediğinde devleşip kral olabileceğini öğreneceklerdir.
ÜÇKAĞITÇI MORTDECAİ

Mortdecai oyuncu kadrosu oldukça kalabalık bir komedi film. Mortdecai rolünde izleyeceğimiz Johnny Depp, Karaip Korsanları adlı serisinde olduğu gibi yarı komik yarı sinir bozucu bir kılığa bürünmüşken, Ewan McGregor´u tipik İngiliz polisi, Gwyneth Paltrow´u ise Mortdecai´in gizemli karısı rolünde izleyeceğiz.
Sanat simsarı Charles Mortdecai iflasın eşiğindedir, ancak tam bu anda ayağına güzel bir fırsat gelir. Ülkesi ve kraliçesi adına, değeri telaffuz edilemeyen bir tablo çalınmıştır, ve yetkililer bu tabloyu onun bulmasını isterler. Tuhaf koruması, gizemli karısı, çapkın ve alaycı kişiliğyle Charles Mortdecai bu iş için biçilmiş kaftandır. Kovaladığı ipuçları onu Amerika´ya yönlendirir, buarada çalınan tablonun kaybolan Nazi altınlarının banka şifresiyle ilintili olduğunu öğrenir.
YAPIŞIK KARDEŞLER

Ekranların sevilen yüzü ve başarılı oyuncu İlker Ayrık’ın filmin hem yönetmeni hem de oyuncusu. Filmde İlker Ayrık´a, Hakan Bulut, İvana Sert, Ayberk Atilla ve Erdal Tosun gibi isimler eşlik ediyor.
"Yapışık Kardeşler"de, yaşadıkları köyde mutlu bir hayat süren yapışık kardeşler Halim’le Selim’in komedi ve aksiyon dolu maceraları anlatılıyor. Köyde hayırlı kısmetlerini bulamayan yapışık kardeşlerin hayatları İstanbul’a gelmeleriyle birlikte tamamen değişir. Mutlu bir aile kurmak isterken akla gelmedik maceraların içine sürüklenirler.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!