.jpg)
Duvara Karşı filmiyle başlattığı, “Aşk, Ölüm ve Şeytan” üçlemesini Yaşamın Kıyısında filmiyle devam ettiren Fatih Akın, sekiz yıl süren uzun çalışmasının ardından “The Cut/Kesik” ile bu üçlemeyi tamamladı. Ağustos ayında Venedik’te prömiyeri yapılan film 20 Milyon Dolarlık bütçesiyle de adından söz ettiriyor.
Çekimleri Almanya, Küba, Kanada, Ürdün ve Malta’da gerçekleşen “The CUT/Kesik”in konusu ise şöyle:
1915, Mardin, Bir gece, Osmanlı askeri şehirdeki tüm Ermeni erkekleri toplar, demirci Nazarat Manukyan'ı da ailesinden koparırlar. Yıllar sonra, iki kızının hala hayatta olduğunu duyan Nazarat, kızlarını bulmayı kafasına koyar. Bu yolculuk onu Mezopotamya çöllerinden Havana'ya, oradan da Kuzey Dakota eyaletinin ıssız ve çorak arazilerine sürüklemiştir. Bu serüven, Nazarat'ı iyi kalpli insanlarla karşılaştırdığı gibi aynı zamanda kötü ve adeta şeytanın vücut bulduğu insanlarla da buluşturur.
Oscarlı yönetmen Martin Scorsese’nin de övgü dolu sözlerle bahsettiği ve “Özgün, samimi ve epik bir film olarak nitelediği, “The Cut /Kesik”in oyuncu kadrosunda Tahar Rahim, Simon Abkarian, Makram J. Khoury, Hindi Zahra, Kevork Malikyan, Bartu Küçükçağlayan, Trine Dyrholm, Moritz Bleibtreu, Arsinée Khanjian, Akin Gazi ve Arévik Martirossian’ın yer alıyor.
PATRONDAN KURTULMA SANATI 2
(1).jpg)
2011’in hit komedisi Patrondan Kurtulma Sanatı´nın devam filmi, herkesin çok sevdiği zavallı çalışanlar Nick, Dale ve Kurt’ü canlandıran Jason Bateman, Charlie Day ve Jason Sudeikis’i yeniden bir araya getirdi.
Amirlerine hesap vermekten bıkmış olan Nick (Bateman), Dale (Day) ve Kurt (Sudeikis) kendi şirketlerini kurarak kendi kendilerinin patronları olmaya karar verirler. Fakat hasta ruhlu bir yatırımcı, çok geçmeden, ayaklarının altındaki halıyı çeker. Kandırılmış, umutsuz ve yasal dayanaktan yoksun üç girişimci adayı, yatırımcının oğlunu kaçırıp şirketlerinin kontrolünü yeniden ele geçirmelerini sağlayacak bir fidye talep etmek gibi sapkın bir plan geliştirirler.
SESİME GEL

2014 Uluslararası İstanbul Film Festivali´nde Radikal Gazetesi Halk Ödüllü Sesime Gel´in yönetmeni Hüseyin Karabey. 60 yaşındaki Berfe ve 8 yaşındaki torunu Jiyan’ın yaşadığı köyün bütün erkekleri silah sakladıkları iddiasıyla bir jandarma baskını sonucu tutuklanır. Aileleri bu silahları teslim edene kadar serbest bırakılmayacaklardır. Berfe’nin oğlu, Jiyan’ın babası Temo da tutuklananlar arasındadır. Fakat bu iki kadın için önemli bir sorun vardır; ortada silah yoktur, en azından onların bildiği bir yerde. Büyüyen bir çaresizlik içerisinde Berfe ve Jiyan bir silah bulmak ve karşılığında Temo’yu kurtarmak için yollara düşmeye karar verirler.
UZUN YOL
.jpg)
Hikaye, küçük hayatlı insanların, küçük mutlulukları yakalama çabası içindeyken içine düştükleri büyük çıkmazlar üzerine yaşadıkları hesaplaşmaları konu almaktadır. Bu hesaplaşmalar “kazanma-kaybetme” temelinde başta sevdikleriyle, hayatla, ama en önemlisi kendileriyle olur. Tabi ki bu erkek egemen hesaplaşmalar içinde en çok zarar gören yine bir kadın olur.
ÇAKALLARLA DANS 3: SIFIR SIKINTI

İyilik için yapılan çakallık, çakallık sayılır mı? Arkadaşlarının mutluluğu için her türlü yola başvuran çakalları; macera, aksiyon ve kahkaha dolu bir serüven bekliyordur... Kayınço Gökhan, Muhasebeci Servet, Köfte Necmi ve Del Piero Hikmet “denetimli serbestlik” koşuluyla hayatlarına devam ederken, topluma uyum sağlamak için grup terapisine giderler. Bir gün Del Piero Hikmet, hayatının kırılma anını yaşayacağından habersiz olarak bindiği vapurda, ömrü boyunca unutamayacağı güzeller güzeli “dilsiz” bir kadın olan Mihriban ile tanışır. “Yani kızın ağzı var, dili yoktur”. İkili gün geçtikçe kalp gözü ile anlaşıyor, anlaştıkça birbirine aşık oluyordur. Hayatında ilk defa bir kadın eli tutan Hikmet, Mihriban ile evlenme kararı alır. Mihriban’ın annesi Cemile’nin, Hikmet’ten tek bir isteği olur. Ölmeden önce kızının tekrar “Anne” demesi… Ameliyatın pahalı olması tek engel olup, bizimkiler açısından, çakallık yapmadan bulunması zor bir meblağdır.
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!