
Robert Downey Jr., Vera Farmiga, Robert Duvall ve Billy Bob Thornton'un oynadığı "Yargıç" isimli filmin yönetmen koltuğunda David Dobkin oturuyor.
Dram türündeki filmde Robert Downey Jr., Hank Palmer adlı büyük şehirde yaşayan ve çalışan başarılı bir avukatı canlandırıyor.
Parlak Chicago avukatı Hank Palmer beyaz yakalı son müşterisini Illinois eyalet savcılığının pençesinden kurtarmaya hazırlanırken, annesinin vefat ettiğini bildiren bir mesaj alır. Hank babasıyla görüşmemektedir; ve annesi son yirmi küsur yılda irtibatını sürdürdüğü —tüm kasabadan da kimseyle görüşmez— tek aile üyesidir. Onu eve döndürebilecek yegane kişi annesi, yegane olay ise onun ölümüdür. Ancak, İndiana’nın huzurlu kasabası Carlinville’de Hank’i bekleyen şey, bir cenaze merasiminden fazlasıdır ve asla sıcak bir karşılama değildir. Hank oradan kaçmaya çalışırken, arasının açık olduğu babasını savunmak üzere geri çağırılır çünkü kasabanın 42 yıllık emektar yargıcı olan babası aniden kendini kürsünün yanlış tarafında bulmuştur.
UNUTULMAZ AŞK

Unutulmaz aşkın yer aldığı Nicholas Sparks kitabı, bir Michael Hoffman filmi hâline geldi. Film ikinci şans ve kaybedilen aşklar temasını Sparks'ın önceki çalışmalarının hepsinden daha da derinlemesine işliyor.
Sevilen yazar Nicholas Sparks'ın çok satan kitabından uyarlanan Unutulmaz Aşk, iki eski liseli aşık olan ve 20 yılın ardından sevdikleri bir arkadaşlarının cenazesi için geldikleri küçük kasabalarında yeniden bir araya gelen Dawson ve Amanda'nın hikâyesini anlatıyor.
Michael Hoffman'ın yönettiği ve Michelle Monaghan, James Marsden, Luke Bracey ile Liana Liberato'nun oynadığı "Unutulmaz Aşk" adlı film, ‘Ya ikinci bir şansımız olsaydı?’ düşüncesine bir bakış atıyor.
İki eski lise aşkı olan ve 20 yılın ardından sevdikleri bir arkadaşlarının cenazesi için geldikleri küçük kasabalarında yeniden bir araya gelen Dawson ve Amanda, unutamadıkları aşkları yeniden ateşlenir. Ancak çok geçmeden, 20 yıl önce onları ayrılmaya zorlayan güçlerin hala yaşamakta olduğunu ve bugün çok daha büyük bir tehlike yarattığını fark ederler. Uzun yılları kapsayan bu destansı aşk hikayesi, ilk aşkımızın hiç bitmeyen gücünü ve ele geçmez ikinci şanslarla yüz yüze geldiğimizde karşılaştığımız yürek burkan seçimleri anlatıyor.
İNCİR REÇELİ 2

İlki büyük beğeni toplayan yönetmen Aytaç Ağırlar'ın filmi "İncir Reçeli", ikinci serisi ile beyaz perdede yerini alacak.
Başroldeki müzisyen ve oyuncu Halil Sezai Paracıkoğlu'nun canlandırdığı içine kapanık Metin ile hayata cıvıl cıvıl bakan Duygu'nun hüzünlü aşk hikayesini konu alan ilk filmin ardından üç yıl sonra gelen ikinci yapımda yine Halil Sezai başrolde oynuyor. Filmde Halil Sezai'ye Şafak Pekdemir, Sinan Çalışkanoğlu, Ahmet Uz ve Selim Akgül eşlik ediyor.
Halil Sezai'nin hayat verdiği Metin karakteri, bu kez Duygu ile yaşadığı aşkın ardından gelen yoğun yalnızlık dönemi içinde izleyici karşısına çıkacak.
Filmde, sevdiği kadını kaybettikten sonra uzun süreli bir yas dönemine giren ve barlarla şarkı söylemeye başlayan Metin'in, Şafak Pakdemir'in canlandırdığı Gizem'le yaşadıkları anlatılıyor.
İlk film İncir Reçeli’nde sevdiği kadını kaybeden Metin, bu filmde derin bir yalnızlığın içindedir ta ki... Bir barda şarkılar söyleyerek ve yitirdiklerinin yasını tutarak yaşamını sürdürüren Metin, hiç beklemediği bir anda karşısına Gizem çıkar. Gizem, Metin’e biri olmak gerektiğini anlatır, en azından biri için. Hem yalnızlıkları hem acıları benzeyen bu iki insan birbirine şifa olabilecek midir? Halil Sezai Paracıkoğlu’nun şarkılarıyla da zenginleşen İncir Reçeli 2 hem modern bir aşk hikayesi, hem de hayata yeniden tutunmanın öyküsü...
KİKORİKİ: YENİLMEZ TAKIM

Bir TV çizgi serisi olarak başlayan Kikoriki, ilk defa uzun metraj olarak sinemalarda... Kikoriki adasının sevimli sakinleri teknoloji tarafından bozulmamış cennetlerinden ayrılıp gittikleri büyük şehirde yepyeni maceralara atılırlar.
Çok çok uzaklarda Kikoriki adası sakinleri istedikleri her şeye sahiptir: Çınlayan kahkahalar, iyi arkadaşlar ve modern hayatın kirliliğinden uzak, doğal güzelliklerle dolu bir yer. Kikoriki'de hayat neşeyle akıp gitmektedir. Ta ki birkaç arkadaş, sadece adını duydukları ve hakkında başka hiçbir şey bilmedikleri bir aletle tanışana kadar: Televizyon!
Gördükleri süper kahramanı ve onun haricinde de bu sihirli kutunun içinde gördükleri her şeyi gerçekmiş gibi algılarlar ve ekip vaat edilen hayatı görmek için yola çıkar. Amaçları hep o anlatılan büyük şehri görmektir. Çıktıkları macerayla dolu yolculukta televizyonda gördüklerinden çok daha farklı bir dünyayla karşılaşacaktır. Onları neler beklemektedir? Acaba evlerine geri dönebilecekler midir?
http://youtu.be/kmDKDlTsnHs?list=PL9F46316F3BE54B53
BALIK
.jpg)
Derviş Zaim'in yazıp yönettiği ve Bülent İnal, Sanem Çelik, Gizem Akman ile Myroslava Kostyeva'nın oynadığı "Balık", insan-doğa ilişkisi üzerine odaklanıyor. Film, çevrenin hor kullanılmasını ve insanın bundan zarar görmesini konu ediniyor.
Kültür Ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen "Balık", Derviş Zaim'in "Devir" adlı filminden sonra doğa konusunda yaptığı ikinci filmi olma özelliğini taşıyor.
Bursa Gölyazı'da yaşayan balıkçı bir ailenin hayat hikayesini ve doğayla mücadelesini beyaz perdeye aktaran film, 21. Altın Koza Film Festivali'nden "En İyi Senaryo" ödülünü almasının yanı sıra Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde de yarışıyor.
Kaya, göl kıyısındaki bir köyde yaşayan bir balıkçıdır. Kaya’nın ve karısı Filiz’in küçük kızları Deniz konuşamamaktadır. Filiz kızını iyileştirmek için eskiden kalan alternatif bir yöntem denemeye karar verir. Şifalı olduğuna inanılan bir cins balığı kıza yedirirse kızının iyileşeceğini düşünmektedir. Ancak aradığı şifalı balık o civarlarda yoktur. Filiz bu şifalı balığı bulmak için başka bir göle gider. Sonunda aradığı ender balıktan sekiz tanesini yakalar. Kızına şifa bulsun diye yedirmeye başlar.
Kaya balıkların varlığını keşfedince bu balıklardan bir çiftlikte yetiştirip bu işten para kazanmayı düşünür. Ön araştırma yapılması için balıkların birkaç tanesini karısından gizli olarak şehirdeki su ürünleri fakültesine götürür. Fakültedekilerden balıkların nasıl çoğalacağını anlamak için yardım ister. Ancak balık çiftliğini kurmak için paraya gereksinimi vardır. Yasadışı şekilde kimyasal malzeme kullanarak balık avlamaya başlar.
HAY WAY ZAMAN: DERSİM'İN KAYIP KIZLARI
.jpg)
“Hay Way Zaman” geçmişe, bugüne ve geleceğe dair bir ağıttır... Emoş ve Serpil, Dersim’e, köklerine doğru yolculuğa çıktıklarında, ailesinden birilerini bulabileceklerini aklından geçirmemişlerdi. Uzun araştırmalar sonucu bulunan amcaoğlu Kamer (Hüseyin) Kaçar onları sabırsızlıkla beklemektedir. İzleyici, biri Kurmanci - Alevi, diğeri Türk ve Sünni iki amca çocuğunun 74 yıl sonra ilk buluşmalarına, dokunmalarına, sorgulamalarına, sessiz çığlıklarına ve yaşananlara dair ağıtlarına tanıklık edecek.
Faillerden itiraflar ve yüzleşme çabası, Dersim Katliamı´nda görev yapmış, bugün 100, 105 yaşlarında olan askerlerin dehşet verici tanıklıkları ve bugün hissettikleri paralel kurguyla anlatılarak tarihsel hakikatin bütün boyutlarıyla anlaşılmasını sağlamaya çalışmaktadır.
Nezahat Gündoğan'ın yönettiği belgesel film "Hay Way Zaman: Dersim'in Kayıp Kızları"nda, bir kadının 74 yıl sonra 83 yaşında kızıyla birlikte çıktığı köklerini arama yolculuğu izlenebilecek.
"İki Tutam Saç: Dersim'in Kayıp Kızları" belgesel filminden sonra bulunan yüzlerce kayıp kızdan biri olan Emoş Gülver'in yaşadıklarına odaklanılan filmde, 1938'de Dersim'de yaşananlara çocuk yaşlarda tanıklık eden, ailesi yok edilen ve kültüründen koparılan yaşlı kadının köklerini arama yolculuğunu anlatılıyor.
Kültür Ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen film, 2013 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Belgesel Jüri Özel Ödülü aldı.
ÜÇ, İKİ, BİR… KESTİK

Makasfilm ve Zayka Yapım işbirliğiyle çekilen filmin başrollerinde Mustafa Kılınç, Evren Maral, Nuri Yiğit, Recep Yener ve Yakup Yavru yer alıyor. Filmin çekimleri Milas Kazıklı Köyü ve Didim'in Akbük beldesi başta olmak üzere Aydın ve Muğla'nın çeşitli bölgelerinde gerçekleştirildi. "Üç, İki, Bir... Kestik" adlı filmin yönetmenliğini Kerem Sarı yaptı.
Komedi türündeki film, küçük bir Ege köyünde yaşayan sinema tutkunu Süleyman Oturak'ın, katıldığı çekilişten çıkan kamera ile ekibini oluşturup bir film yapmaya karar vermesini ve dünyaya derdini anlatmanın peşine düşmesini konu alıyor.
İdealist bir köylü gencidir Süleyman Oturak. Tek hayali sinema filmi çekip dünyaya sesini duyurmaktır. Bir çekilişten kazandığı kamerayla harekete geçen Süleyman, en yakın arkadaşı Galip'le küçük bir ekip kurup film çekimlerine başlar. Türlü zorluklar yaşayan ekibin başına gelmeyen kalmaz. Öte yandan film, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ın mimarı sinema sevdalısı merhum Ahmet Uluçay'a atfedilmiştir.
ALBATROSUN YOLCULUĞU

Salih Bolat, Ufuk Kaplan, Şenol İpek, Ercan Kesal, Betül Arım, Önder Paker, Kerem Can San, Ebru Doğdu, Barış Alemdar ve Zeynep Solman Kul gibi isimlerin oynadığı "Albatrosun Yolculuğu" filminde, bir şairin serüven dolu yaşamı anlatılıyor. Bu serüvenin arka planında ise aşkların, sahtekarlıkların, mutsuz aşıkların, kanun kaçaklarının, yaşamın kıyısına tutunmuş kişilerin, yolculuk sevdalısı savruk insanların serüvenleri; şiirsel bir dille aktarılıyor.
Toplumun şairlere ve sanatçılara bakışının sorgulandığı filmin yönetmenliğini Cengis Temuçin Asiltürk yaptı.
ŞEYTAN TEPESİ

Peter Facinelli, Sophia Myles ve Nathalia Ramos başrolünde oynadığı korku ve gerilim türündeki Hollanda yapımı "Şeytan Tepesi" filminin yönetmenliğini daha önce görsel efekt konusunda çalışmalar yapan Victor Garcia üstlendi.
Hikaye, Medellin’de araba yolculuğu yapan bir ailenin etrafında gelişmeye başlıyor ve trafik kazası geçirmeleriyle gerilim başlıyor. Kolombiya'da araba yolculuğu yapan bir ailenin etrafında dönen filmin konusu şöyle:
"Bir adam, asi kızı, eski karısı, karısının sevgilisi ve kendi nişanlısı araba yolculuğuna çıkmak zorunda kalır. Kolombiya'nın Medellin kentinde girdikleri ıssız bir yolda sel sularından ciddi bir kaza geçirirler. Kuytu bir yerde sıkışıp kaldıklarını anladıklarında, tek yaşam belirtisi gösteren yöne doğru ilerlerler. Buldukları yer, yaşlı bir adam tarafından işletilen eski bir moteldir. Yaşlı adam fark etmeden evi gezdikleri sırada, Bodrum katında kilitlerin arkasına atılmış küçük bir kızla karşılaşırlar ve onu oradan çıkarırlar. Ancak özgürlüğüne kavuşturdukları kız düşündükleri gibi yardıma muhtaç birisi değildir hatta oldukça tehlikelidir."
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!