11 Mayıs 2026 Pazartesi

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

SEVMEYİ SEVİYORUM

15 Ocak 2012 Pazar 11:03
SEVMEYİ SEVİYORUM

Toplumda var olan sevgi yerini; kine, nefrete, öfkeye bırakıyor.

Oysa; Anadolu toprakları tarih boyunca sevginin bereketli yerleridir.

Siyasetin, ideolojilerin çıkarların, egoların allak bullak ettiği güzel değerlerimiz sarsılıyor.

Ya bendensin ya karşısın algısı gittikçe toplumun her kesimini etkisi altına almış durumda!

Düşünüyorum. Sevmek bir fiilden öte nedir?

Antik çağdan bu yana bir dolu yasağa karşın, insanlar karşı cinse ilgi duymuşlar. Kavuşamayanların öyküleri efsaneleşerek nesilden nesle anlatıla yazıla günümüze kadar gelmiş, Batı da Romeo- Julyetta doğuda Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı gibi. Şimdilerde pek kalmadı da eskiden her mahallede bir hüzünlü kavuşamama öyküsü vardı. Belki şimdilerde de vardır.

TV dizilerini izlerken en çok aşk, sanırım izleyicileri ekran başına çekiyordur.

Geçenlerde bir arkadaşımla konuşuyorduk, Yahu içini titreten bir şeyler var mı? diye ikimizde birbirimize sorduk. Arkadaş çok istiyorum. Ama bir türlü denk mi gelmiyor, yoksa biz de ki ateş mi köreldi? diyerek şakalaştık. Ama sonra düşününce bu konu şaka değil, bir gerçekti. Ne demiş ozan Şimdi ki aklımla severim seni. İşte espri burada, Her yaşın, bir sevme-sevilme ve aşk anlayışı var. Tabii bir başka da heyecanı vardır.

Bir zamanlar, bir mektup vereceğim diye günlerce plan yapar, yapılan muhteşem planı hayata geçirmek için günlerce uğraşırdık. Yüzü gülüyorsa mutlu olur, suratı asıksa geceler boyu uykusuz kalırdık. Yani çok emek harcardık. Bir de on beş- yirmili yaşlarda idik.

Şimdi öyle mi? Aç telefonu, yaz mesajı, eskiden öylemi, mahallesine bile giremezsin. Babası, ağabeyi, kuzeni derken adeta cihan savaşı olurdu.

Düşünüyorum öyle ise varım diyorsak, seviyorum öyle ise yaşıyorum çok önemli bir kuraldır.

Şunun farkına varalım: Hem teknoloji değişip gelişti, hem de yaşımız her ne kadar istemesek te değişti. Öyle ise biz de, bize özgün koşullarda severiz ve de aşkımızı yaşarız. Becerebilirsek ve de alırlarsa gençlere örnek olmaya çalışırız.

Yaşam alabilen için derslerle doludur. Ve de ölene değinde öğrenme ve evrimle süreci bitmez.

Ülkemizde kadınlar ekonomik ve kültürel anlamda kendilerini geliştirirken, maalesef erkekler, kendilerini geliştiremediler.

Sevmek, vermektir.

Sevmek en başta sevgi ve saygıyı üretmektir.

Sevgi, yaşamı zamanı ve her şeyi paylaşmaktır.

Bunları düşünürken bir şeyin farkına vardım. Eğer yılların aşk yorgunu yüreğim delikanlı çağımdaki gibi pır-pır etse inanın kısa sürede ölürüm. O nedenle, kırmaktan ve kırılmaktan yorgun, her ayrılığın yeni bir sevdaya yelken açmak olduğunu öğrenmiş biri olarak sevmeyi seviyorum. Aşkın, maddesel haline Sevda diyoruz. Eğer birisi eski aşklarını anlatmaya başlarsa yaşlanmış demektir.

Sevmeyi, çok küçük yaşlarda öğretmeliyiz tüm çocuklara. Sevmeyi bilenler, ilkel benlikle yalnız karşı cinsi değil, her şeyi severler.

İnsanları, yaşama bağlayan sevdalarıdır. Sevdalar biterse yaşam biter. En güzel sevdalar da gizli sevdalardır.

O halde; savaşa, şiddete, sömürüye hayır. Kine, nefrete, öfkeye hayır.

Huzura, barışa, güvene, sevgi ve saygıya evet diyelim ve yaşama geçirelim.

Günlerimiz, hepimiz için barış, sağlık ve de sevdalarla geçsin

Günün Sözü: Tebessüm eden insana dikkat et, sevgiyi de kini de barındırabilir.

H. Prof. Dr. Nurullah AYDIN

15 Ocak 2012 ANKARA

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV