17 Mayıs 2026 Pazar

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

‘Saba Tümer ile Bugün’e tam not!

21 Ekim 2011 Cuma 14:16
‘Saba Tümer ile Bugün’e tam not!

'Saba Tümer ile Bugün' Malkoçoğlu'yla gücünü hissettirdi...

Gecenin bir yarısı, kulakları çınlatan kahkahalarıyla ekranlara konuk olan Saba Tümer’i ne yalan söyleyeyim o sıralar izlemekten hiç keyif almıyordum. Hatta önceden kurgulanmış izlenimi veren sohbetlerini de çok yapmacık buluyordum.

Ama Show TV’deki ‘Saba Tümer ile Bugün’ün başlamasından sonra bu duygularım değişti. Programı en basit anlatımla tarif edecek olursak, doğal ve abartısız içeriğiyle izleyiciyi çeken bir yapım! Zaten, sık sık reklamlarla bölünmesi de ne derece ilgi gördüğünün göstergesi. Saba Tümer, burada adeta kendini bulmuş. Kimi sabah programlarındaki sokak ağzı sunumlara, abartılı mimiklerle soru yöneltmelere ve gereksiz tekrarlara ihtiyaç duymayan ‘Saba Tümer ile Bugün’, hem sohbet keyfini yaşatıyor hem de geçmişteki emeklerine karşın artık gözden ırak olan kişilerin yeniden hatırlanmasına olanak sağlıyor. Bunun bir örneğini de, Türk sinemasının yaşayan efsanesi, nam-ı diğer Malkoçoğlu, Cüney Arkın’la gerçekleştirilen bölümde gördük. Jean Claude Van Damme ile Arkın’ı canlı yayında buluşturan Tümer, program boyunca renkli ve duygulu dakikaların bir arada yaşanmasını sağladı.

Özçivit, daha çok ata binsin!

Düşme tehlikesi geçirerek ( bu noktada ortam dekorasyonunun her olasılık düşünülerek yapılmasının önemi ortaya çıkıyor) stüdyoya giren Cüneyt Arkın, kendisi ve Türk sinemasıyla ilgili pek çok ayrıntıyı izleyiciyle paylaştı. Mehmetçikler ve şehitler için bir dörtlük okuyarak konuşmasına başlayan Arkın, daha sonra pek çok konuda görüşlerini paylaştı.

Eleştirileri yılmadan göğüsleyen ‘Muhteşem Yüzyıl’daki Malkoçoğlu canlandırmasını yorumlayan Arkın, fizik olarak beğendiği Burak Özçivit’e tasiyelerde de bulundu. Dizide henüz Malkoçoğlu’nun oyunculuğunu öne çıkartacak fazla sahne olmadığını belirten Arkın’a göre Özçivit’in göze çarpan kusuru, atla tek vücut olamaması. Bu da sürekli ve farklı ortamlarda ata binmeyi çalışmakla giderilebilecek bir eksiklik! Kimilerinin yadırgadığı ve kasıtlı olarak eleştirdiği Malkoçoğlu’nun yeni tiplemesinin bunun ötesinde bir kusuru yok.  

Anılarla canlanan doktorluk…

Malkoçoğlu olmanın yanı sıra Kara Murat ve Battalgazi karakterleriyle de özdeşleşen Arkın’ın asıl mesleği doktorluk! Ünlü oyuncu, pek kullanmadığı bu vasfından bahsederken internette yazıldığı gibi ‘ürolog’ değil ‘nörolog’ olmak istediğini belirtmeyi ihmal etmiyor. Klinik hekimlik dönemine ait hayli ilginç anıları olan Arkın’ın üstünde durulması gereken tespiti: Bugünün doktorlarının hastayla konuşmaya ihtiyaç duymadan hemen tahlillere başvurması! Hastanın kendisini ifade edemeyeceğini, bunun ancak yakın ilişkiyle mümkün olacağını vurgulayan Arkın’ın Anadolu insanı yorumu da ‘sağduyulu’ yakıştırmasıyla kendini göstermekte. TV programı yaptığı dönemde tarlada karşılaştığı hasta kadınla ilgili anısını anlatan Arkın, değişen ahlak ve utanma duygularını bu olayla özetlemekte.

Ölüm tehlikesi içindeki kadının, yamalı ve kirli iç çamaşırlarından utandığı için hastaneye gitmeyi reddettiğini belirten Arkın ‘Öte yandan bakıyorsunuz kimi hanımlar tenis oynarken popolarını göstermekten çekinmiyor’ sözleriyle de, gittikçe artan teşhirciliği ve bu yolla gündemde kalma modasına göndermede bulunmakta. Aldatmayı seven Türk erkeklerine seslenmeyi de ihmal etmeyen Arkın, ‘karım çakmadı’ diye böbürlenmenin büyük yanılgı olduğunu, ‘Kadın hisseder ama açıklamaz, biriktirir’ sözleriyle hatırlatıyor.

Programa telefonla konuk olan Türkan Şoray ise ‘Bizim zamanımızda sinema kutsal bir meslekti’ diyen Arkın gibi, geçmişin saygı ve sevgiyle dolu setlerine özlemini dile getirip oraları ‘mabet’ olarak nitelendirmekte... Şimdinin bir günde oluşan ‘büyük aşk’larını ve balon köpüğü şöhretlerini düşünecek olursak Yeşilçam yılları gerçekten saygıyla anılması gereken bir dönem! Tabii ona emek verenler de öyle. Görünen o ki, bu görevi de ‘Saba Tümer ile Bugün’ üstlenmiş.

Hayatımda dublör kullanmadım!

Türk Tabipler Birliği’nin diplomasını elinden almaya kalktığı Cüneyt Arkın, herkese ve her şeye rağmen Türk sinemasında başarmayı azmetmiş bir kişilik. Bu nedenle de filmlerinde tüm sahneleri kendi çekmek zorunda. Aksiyon filmlerine, alışılmış yumruk yemenin dışında yenilikler getirmek isteyen Arkın, bu amaçla Medrano Sirki’nde ve At Sirki’nde çalışmış. Buralarda tüm akrobatik hareketleri ve at numaralarını öğrenen Arkın, daha sonra karateye gitmiş. Olimpiyat madalyalı Libyalı hocasıyla her gün yılmadan antrenman yapan Arkın, zorlu yaşam koşullarından geldiğinin ve şimdikiler gibi bol para kazanmadığının altını çizmeyi de ihmal etmiyor. En büyük pişmanlığıysa, dublör kullanmamaktan dolayı oluşan ve ileriki yıllarda acısı çıkan sakatlıklar! Bunun tesellisi, ‘Başarmak zorundaydım’ cümlesinde gizli. Van Damme ile sohbetinde yabancı sinemaların aksine, bizdeki izleyicinin oyuncuyla bütünleştiğinin altını çizen Arkın’a başarma gücünü ve isteğini verense, desteğini her zaman hissettiği Türk seyircisi! 

Anibal Güleroğlu

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV