13 Mayıs 2026 Çarşamba

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

Polis duyarsızlığı ‘Kayıp’la belirginleşiyor

02 Ağustos 2012 Perşembe 21:58
Polis duyarsızlığı ‘Kayıp’la belirginleşiyor
Adalet sisteminin ilk ayağı olan güvenlik güçlerinin kolaycılığı, tüm toplumların kanayan yarası! Zahmetsiz olanın çözüm kabul edildiği bu yaklaşımın getirisi, insanların güvensizliğe ve çaresizliğe sürüklendiği bir ortamda yaşanan üzücü olaylar. Bu nahoşluk, kimi zaman suçsuz yere mahkûm edilenlerin ya da ihmal sonucu hayatlarını yitirenlerin yarattığı dramla gösterir yüzünü… Kimi zamansa ‘Kayıp’ filmindeki gibi ‘Kendi adaletini kendin sağla’ çaresizliğinde yaşananlarla. Forest Park’ta, tedirgin ama bilinçli adımlarla yapılan keşif gezisiyle açılışını yapan ‘Kayıp’ta karşımıza çıkan ilk ve yegâne karakter Jill… Bir süre önce kaçırılıp ormanın bir yerlerindeki çukura atılan Jill, iradesi ve aklı sayesinde buradan kurtulmayı başarmıştır. Ancak polis, olay yerini bulamayınca onun akli dengesinden şüphelenme yoluna gitmiştir. Zorunlu tedaviye tabi tutulan Jill daha sonra kardeşiyle yaşamaya başlar. Sözlerinin doğruluğunu ve izi bulunamayan kayıp kızların akıbetini ortaya çıkarmak için sürekli ormana gidip araştırma yapan Jill, bir gün iş dönüşünde kardeşi Molly’nin iz bırakmadan kaybolduğunu görür. Seri katilin intikam için peşine düştüğünü düşünen Jill’in, polisten yardım istemesi olayı çözmeye çare olmayacaktır. Senarist Allison Burnett’in, yapımcı Chris Salvaterra’nın ‘Ormanın derinliğindeki çukurda bir kız gömülü’ fikrinden yola çıkarak yazdığı ‘Kayıp/Gone’, her şeyin jet hızında olup bittiği bir öyküye sahip. Yönetmen koltuğunda oturan isim, Heitor Dahlia. Ana karakteri canlandıran Amanda Seyfried’in yüklendiği filmin en belirgin özelliği, Jill’in yaşadığı olaydan ziyade olayın üstüne gitme kararlılığı ve cesaretine ağırlık vermiş olması! Bu durumda da yönetmene çok yük binmemiş. Yan karakterlerin ve seri katilin amacının derinliklerine inmeyen filmde kimin ne olduğu hiç önemli değil. Jill’in bakışlarını, tedirginliğini ve korkusuz araştırmacılığını, abartılı canlandırmalara gerek duymadan, doğal çekimlerle veren yapım, bir genç kadının akıl yönünden koca polis departmanından daha ayrıntılı düşünebileceğini aktarmaya yönelmiş. Sonuçta, kısa iz takipleri ve etkisiz aksiyonla ayakta kalan, hemen hiç şiddet içermeyen bir yapım ortaya çıkmış. Dar alanda insanları gözlemlemenin avantajıyla dedektifliğini yürüten Jill’in hikâyesine polis dışında çevresindeki herkesin inanmaya meyilli olması filmin baş mesaj! Polis, delilleri ortalığa saçılmış olayları çözmüş görünür; ince ayrıntıları takip noktasında ipe un serip çözülememiş dosyaları, ya basit evden kaçma ya da akli denge bozukluğu yargısıyla, rafa kaldırmayı tercih eder. Bu durumda, mağdurlara ya başına geleni sineye çekmek düşer ya da kendi sorununu kendi halleder. Tabii, gerçek hayatta her şey film senaryosundaki gibi tıkır tıkır işler mi, o da ayrı bir konu. ‘Yetişkinlerin kaybolmaya hakkı vardır’ düşüncesiyle ihbarları ciddiye almayan polisin, yüzeysel yaklaşımını, mağduru suçluya dönüştüren bir tavırla birleştiren ‘Kayıp’ gerilim filmi olarak gösterilse de, ana karakterin korku içermeyen tavırları bu olgunun hissedilmesine pek olanak vermemekte. Seyirciye, ‘Ben bu sorunla baş edebilirim’ güvenini yansıtan Jill, bu noktada fazlasıyla dik bir duruş sergilemiş. Azmin elinden kurtuluş yok havasında yürütülen yapım, bilinçli olarak ana karakterini güçlü tutmuş. Öyle ki, onun cesur adımları karşısında ormanın karanlığı bile, Jill’in saf cesareti karşısında tüm ürkütücülüğünü yitirmiş. Dolayısıyla, Jill’in iddialarını polisin kararlı vurdumduymazlığıyla kırmaya çalışıp sapık katilin varlığı hakkında şüphe uyandırarak yaratılan ikilem sayesinde gerilimin dozunu artırmayı hedefleme çabası, amaca ulaşmayan bir girişim olarak kalmış. Jill’e inanmaya meyilli Dedektif Hood karakterinin varlığında, ‘ilgili polis’ olgusuna önemsiz bir yer vererek mesleki aklama sağlayan ‘Kayıp’ filminde aklıma takılan ayrıntı, Forest Park’ın içindeki baba-kız hikâyesine hangi amaçla yer verildiği... Ormanın pek çok gizemi barındırdığını vurgulamak gibi görünse de, yerini bulamamış yama durumda. Jill’i yakalamak için seferber olan polis teşkilatının uyuşukluğuyla gerçekleri resmeden filmde soru işaretlerinin yöneldiği diğer nokta, Jill’in karanlıkta kolayca ulaştığı yeri park bekçilerinin veya polisin bulamamış olması. Bir başka anlamsızlık ise telefonun ormanda çekmediğinin vurgulandığı sahnede kendini göstermekte… Telefon çekmiyorsa, onca dakika nasıl konuşuluyor? Mantık hataları ve hızlı gelişim bir yana, bürokrasi kıskacında araştırmacılığı unutan güvenlik birimlerine hak ettikleri cevabı finalinde veren ‘Kayıp’, bu özelliğiyle ihbarları hafife alan polislere ders niteliğinde. Ormanların suçları örtbas etmeye yarayan mekânlar olduğunu ve herkese anlayacağı dilde konuşmak gerektiğini gösteren final sahnesi bile bu gerilimsiz gerilimi izlemek için yeterli bir sebep!   Anibal GÜLEROĞLU www.sadibey.com

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV