Ben dolandırıldım devletim bulamadı dolandırıcımı… mesela kirayı ödemedi adam kaçtı gitti. Göz göre göre kaçtı gitti. Avukatla anlaşıp ona biraz para ödemiş… uzun hikaye. Hakkında yakalama kararı çıkaramadım. Çünkü kira kontratım varmış ticari anlaşma yapmışmışım. Adam ödemiyor ama! Anlaşma bunun neresinde kalıyor? Adam 9 ay oturdu kaçtı gitti. Bulamadım devletim de bulamadı. Dolandırıcı yüzünden evimi sattım! Başka bir eve taşındım… O da iskanlı tapulu ev ama yıkımla karşı karşıya geldi… Bunlar küçük mahkemeler…
Yüksek mahkemelere gelelim. Gürsel Tekin:”Devlet olmaktan çıkarsınız” diyor. “Zaten çıkmışız” diyor. Telgrafın tellerine kuşlar mı konar? Hangi teldesin Tekin? Bir o tel, bir bu tel olmaz! Yani hangisi geçerli? Ben anlatayım. Zaten çıkmışız. B şıkkı yani.
Bir davam var. Temyize verdim. Danıştay’a taa Ankara’ya gitti evrak. 20 lira posta parası alındı benden. Fakat Danıştay’a yani bir üst mahkemeye 5 ayda gidebildi. Antalya-Ankara arası kaç km? 20 lirayı alıyor ama 5 ayda ancak Ankara’ya ulaşıyor evrakım. Yahu mağara devrinden yola çıksa, uzaya giderdi bu zamana içinde! Neyse, ulaştığına şükrettik. Soralım dedik, dosyamız ne durumda? Bir sürü dosya numarası, bir sürü evrak numarası değişe değişe yani dosyam evrimleşe evrimleşe gitmiş… ara ki bulasın? Giden dosyayı Uyap Vatandaş Portalı’ndan, internetten falan bulmamın imkanı yok! Önce bütün hukuki terimlerini hatmetmiş olmanız gerekiyor sanırım! Bütün kombinasyonları denedim, yok! Sözün özü, akıllı sanırdım kendimi, ama ben beceremedim bu işi… Mecburen telefon ediyorum.
Bir yetkili “falanca yerde” diyor, tekrar arayıp tekrar santralden tuşlayarak o yere ulaşıyorum. O oraya, öbürü buraya, derken; sonunda biri cevap vermeye çalışıyor… Cevap şöyle başlıyor:”Sizi bize yönlendiren arkadaşımız da bu cevabı verebilirdi!”
Peki ama şimdi siz olsanız benim yerimde ne yapardınız? Haklısınız aynen öyle. İçimden geçeni söylemedim. Yani şuydu aslında içimden geçen. “Eee, ne yapalım yani! Gidip kafasını mı kırayım? Hanımefendi, bu konuda benim bir yaptırımım olabilir mi? Kendi aranızda bu tür sorunlar yaşıyorsanız, bunu kendi içinizde çözmeniz gerekmez mi? Bana kim cevap verecek? Benim ödediğim vergiyle beni top gibi kullanmanız saçmalık! Ben mağdur edilmiş bir vatandaşım, ve cevap almaya çalışıyorum. Şu zıkkım işi hanginiz yapacaksanız, yapın da, bana bir muhatap verin! Cevap verin!” Demem lazımdı. Demedim.
Acele sonuç almaya bakıyorum.
-Vermedi hanımefendi! Arkadaşınız cevap vermedi, beni size yönlendirdi. Nedir dosyamın durumu? Dedim. Şöyle kallavi bir cevap geldi.“Sizin dosyanız 2012 tarihli, biz daha 2011’lere bakıyoruz, sizin dosyanıza sıra 1 yıl sonra gelir, 1 yıldan önce aramayın!”
İlk düşüncem:“Ba ba ba ba ba SEEEN! Niye yav? Dosyam tecavüze falan mı uğradı! Yoksa kaza falan mı geçirdi? Ay Allah korusun yoksa başına kötü bir iş mi geldi de benden saklıyorsunuz? Ay kız söyle ne olur öldü mü yoksa? “
Elbette bunlar sadece düşünceydi…”Oldu. Peki” dedim ve kapattım.
İçimdeki kötü Seray yine şaha kalkmıştı:“Ey özel şirketlerde ömrünü heba etmiş zavallı Seray! Ey zamanla yarışırken nefes almayı unutmuş Seray! Yazıklar olsun sana ki, sen kaplumbağalar diyarında yaşıyorsun! Aklına kaplumbağa tozu dökülsün! (Ne demekse?:) Bekle. Dur anacım dur yerinde. Ömür biter, dava bitmez. Evladına miras bırakacağın evini yıkmaya kalkıştılar, sen evladına sadece sonu bilinmeyen bir dava miras bırakıyorsun, hakkını kaplumbağalara yedirme, vazgeç davadan sat evi! Ye iç gez anacım, var git seni dolandıran kiracı gibi yap, elin evinde otur beş kuruş zırnık koklatma, 9 ay otur kaç git. Ya da kendine kaplumbağa prens bul!” diyordu içimdeki kötü Seray.
Adliye Koridorlarında nasıl turladım onu düşündüm. Bir cevap yazısı veriyorum. Yetkili hakim raporlu, bütün kattaki hakimleri dolaşmamı söylediler, memur yetkili değil, yazıyı havale etmeye… iyi peki. Her kapıyı tıkla içeri gir, hep benzer cevapları al. “Bizim değil, müdür havale etsin, hakim izinde, hakim duruşmada!...” o kat bitti, havale için onay verecek hakim bulamıyorum. Kapı kapı dolaşıyorum. Birisi diyor ki; “Gidin reise bu yaşadıklarınızı anlatın!” Hele bir işim görülsün yazarım ben bunu diyorum. “Alt kata in aynı şekilde devam et” dediler. İnsanın çıldırası geliyor! Yahu bu iş için sabit havale memuru, yetkili bir şahıs bir eleman olamaz mıydı? Ya da bir danışman hakim. Aynı odada en az 3-4 kişi var. Hiçbiri havale etmeye yetkili değil. Vatandaş katlar arası hakim odalarını dolaşıyor, o ona, öbürü öbürüne gönderiyor! Bu iş için falanca odaya git denilse, falanca oda havaleyi yapsa! Ya da bunların hiçbiri olmasa, raporlu, izinli, duruşmadaki hakimlerin yerine, sadece havale işlerini yapan bir hakim olsa… Ekim başında Adliye’nin bahçesinde çay içiyorum, memurlar işçiler öğle molasında aralarında konuşurlarken duyuyorum:”Cemaatçi 60 hakim gelmiş!” diye… Bunların hepsi mi dolu? Muhtemelen öyledir. Zor iş. Onca cemaat, onca mahkeme! Bizim ki devede kulak kalır herhalde. Of oradan oraya atlıyorum…
Sonuç olarak en son odada boş bir hakim buldum evrakı havale ettirebildim. Ama dinim imanım da gevredi! Süren bir dava hakkında yazı yazmadım. Süren binlerce karmaşadan sadece gördüklerimi yazdım… Alt-üst-orta mahkemelerin hepsi derdest edile, tiz kadı düzenine geçile, davalar 3 günde çözüle, falaka serbest bırakıla, kaplumbağalara falakayla geçit verile!
Seray DEREN
Dijital basında 2023’te en çok konu olan...
MİCHAELA ASTRO'DAN YILBAŞI RİTÜELLERİ
Güney Kore'den yeni bir akım!
Emeklilerin işe geri dönme olasılığının...
TRT World Forum 2023” İçin Geri Sayım Başladı
Müslüman Dünyada Çağdaş Düşünce Konferansı...
Seçim döneminin “sahte haber karnesi” yayımlandı
Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde ayrıntılar...
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!