27 Haziran 2026 Cumartesi

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

'Entrika' filminden Röportajlar...

09 Ocak 2013 Çarşamba 19:01
'Entrika' filminden Röportajlar...
Bu hafta Pinema'nın dağıtımında gösterime girecek olan 'Entrika/Arbitrage' filminin yönetmeni Nicholas Jarecki ve başroldeki erkek oyuncusu Richard Gere ile film üstüne yapılan röportaj da en az filmin içeriği kadar ilginç. Scott Marks tarafından gerçekleştirilen röportajlar şöyle: Yönetmen Nicholas Jarecki ile Röportaj   Scott Marks: Çocukken ailenin seni götürdüğü ilk sinema filmi neydi?   Nicholas Jarecki: Sinemaya ilk defa babamla gitmiştim. “ Last Dragon” filmini izlemiştik. Bir Michael Schultz filmi. Hatırlıyorum.   Jarecki: Evet. O filmi çok seviyorum. Daha sonra Robert De Niro’nun “ A Bronx Tale” filmini izledik. Çoğunlukla baba ve oğulun işlendiği filmleri izlemeyi tercih ediyorduk. Beni gerçek filmlere yönlendiren kişi annem oldu. Bana “Godfather” ve “Dog Day Afternoon” gibi filmleri gösteren kişi annemdi. Marks: New York Üniversitesi film okulundan mezun oldun. Ayrıca “Breaking In: How 20 Film Directors Got Their Start” kitabının yazarısın. Yani okuldan stüdyolara başarılı bir geçiş yaptın. Sence film okuluna gitmek gerekli mi?   Jarecki: Hayır bunun gerekli olduğunu düşünmüyorum. Yönetmen olabilmek için bunun çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Piyasada okula gitmemiş o kadar yönetmen var ki. Ben işimi yaparken sadece kendi tecrübelerimi kullanabilirim. Kitaptaki yönetmenlerin yarısı film okuluna gitmiştir. Diğer yarısı da gitmemiştir. Benim durumuma bakarsak benim yapımcım film okulundan arkadaşım. Bence yönetmen ya da yapımcı olmak isteyenlerin öncelikle senaristliğe önem vermesi gerekir. Bu işin püf noktasının bu olduğunu ve kolay bir iş olmadığını düşünüyorum. Kardeşlerin olan Andrew Jarecki (Capturing the Friedmans, All Good Things) ve Eugene Jarecki’nin (Why We Fight, Freakonomics) de film sektörünün içinde olup film yapması bir hayli ilginç geldi bana. Üçünüzün babalarınız aynı ama anneleriniz farklıymış sanırım.   Aramızdaki yaş farklı bir hayli fazla. Üçümüz ayrı büyüdük. Babamızın da bir film hayranlığı hiç olmadı. Kardeşlerimin iyi filmler yaptığını düşünüyorum. Onların aynı şeyi benim içinde düşündüklerini umuyorum. Birbirimize işlerimizi gösterip, sevdiğimiz konu üzerinde konuşabilmemiz gerçekten çok güzel.   Entrika filminin kastını nasıl oluşturduğunuzu bilmek isterim. Kimin hangi rolde oynayacağı konusunda sizin söz hakkınız ne kadardı?   Filmi bağımsız yaptığımızdan dolayı rapor verecek kimse yoktu. Bir aylık bir prova zamanımız oldu. Richard ile birlikte benim evimde buluşup diyalogların üstünden geçiyorduk. Daha sonra diğer herkes aramıza katılmaya başladı. Bu süreç birbirimizi çok iyi tanımamıza vesile oldu. Onlarında beni seçtiğine inanıyorum. Bu film ilk yönetmenlik deneyimim oldu.   Stuart Margolin’in filme katılması çok güzel olmuş. Ama neden çok fazla rolünün olmadığını anlayamadım.   Film yapılmadan bir yıl önce yanıma geldi ve okuma yaptık. O zaman başkaları vardı. Kasting direktörüm beni Stuart ile tanıştırdı. O zamanlar Stuart ile ilgili hiçbir şey bilmiyordum. Diğer bölümlerde de olduğu gibi okuma için 40-50 kişi gelmişti. Stuart’ın okumasından sonra o bölüm için kimseyle görüşmedik. Stuart’ın gözlerindeki soğuk, korkmuş ve sıcak insancıl kombinasyonunu fark ettik.   Rockford Dosyaları’nı bilir misiniz ?   Hayır. Onu tanıdıktan sonra da bilmem gerektiğini hiç düşünmedim.   Filmin bitmiş halini ne zaman izleme fırsatınız oldu?   Çekimleri bitirdikten 2 hafta sonra izledim. Bunu bir daha yapar mıyım bilemiyorum çünkü filmi izlediğimde kendimi öldürmek istedim.   Film montajından sonra bazı yerleri kesmişsiniz.   Biz çekimleri yaparken konu üzerinde editör çalışıyordu. Filmin düzenlemesini 5 ayda benim evimde yaptık. Günde 12 saat çalıştık.   Hiç arkana rahatça yaslanıp “çok şükür bitti” dediğin anın oldu mu?   Kesinlikle hayır! (Güler) Ben gerektiğinden fazla takıntılı biriyim. Zaten film üstünde çalışmak hiç bitmez ve en sonunda siz onu bırakırsınız.   Richard Gere ile Röportaj   Scott Marks: Bir yandan Robert Miller gibi büyük bir yatırımcıyı oynarken, diger yandan uzun süredir Budizm’in öğretilerine inanıyorsunuz. Bu iki şeyi nasıl bağdaştırıyorsunuz?   Richard Gere: Soru neydi? Tam anlayamadım. (Güler)   Demek istediğim sizin gibi zen ve ruhani konulara karşı çok ilgili olan biri, bir çok dünyevi zevkden vazgeçmiş biri, kendini böyle bir rola nasıl motive edebilir?   Benim görevim hikayeleri anlatmak. Canlandırdığım karakter ben değilim.   O zaman siz karakterin davranış biçimine bakıp, “Hayır, ben bu değilim” diyerek farklı bir duruş oluşturuyorsunuz ve daha sonra rolünüzü oynamaya başlıyorsunuz.   Hayır, hayır, hayır. Bu olaya çok yanlış bir noktadan yaklaşıyorsun. Önce senaryoya bakıyorsun, daha sonra da hikayeye bakıyorsun. Hikayenin senaryo üzerindeki etkisi çok önemli. Her insanın farklı tecrübeleri vardır ve bu tecrübelerden öğrenecekleri farklı bir şeyler olmalı. Değil mi?   Evet   Ya da hikayeye hiç bakmazsın. O zaman rol ne ise odur. Bazen rol gereği yaptığın kötü şeyler aslında iyi olabilir. Bence bu her insanın bir projeye başlamadan önce düşündüğü ilk şeydir. Bu hikayede ki ana unsur problemleri olan bir adam ve bu adamın almış olduğu kötü kararlardır. Hikayede ki bağlayıcı nokta ise verilen bu kötü kararların sebep olduğu sonuçlar. Vermiş olduğu kararlar muhtemelen alabileceği en iyi kararlar değildi ve belki de dünyadaki sorunlardan biri budur. İnsanlar her gün bir çok seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Yaptıkları seçimler her zaman en doğru seçimler olmuyor, ama ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla insanları yargılamamak lazım. Canlandırdığım karakterleri yargılamam, ama onlara empatiyle yaklaşabilirim.   Bu benim için çok ilginç. Kafamda 400 milyon doları dengelemeye çalışan bir karakteri düşünüyorum da…   Konu bu değil. Burada önemli olan para değil. Para olayını aklınızdan çıkarmalısınız. Parayı bir şekilde kazanıyor. Karakterin asıl uğraştığı şey New York şehrindeki güç savaşı. Onun fakirliği parayla alakalı değil. Onun fakirliği mental durumundan kaynaklanıyor.   Anlıyorum. Ne kadar para olduğu burada önemini yitiriyor. Para bazen herşey için yeterli olmuyor.   Ya da para ile ne yapacağın önemli olmuyor.   Evet   Paraya ihtiyacın varsa para sana her türlü geliyor. İnsanların çok parasının olması onları illa ki kötü bir insan yapmaz. Kötülüğün para ile ilgisi yoktur. Bence kötülük motivasyon ile sorumluluk sahibi olma ile alakalıdır.   Citizen Kane filminin altını çizmeye çalıştığı çok güzel bir nokta vardır. Eğer çok para kazanmak istiyorsan, çok parayı kazanırsın. Asıl soru nelerden vazgeçtiğindir.   . Bir şeyden vazgeçmene gerek yok. Konu bu değil. Tekrar belirtmek isterim ki fakir olmak insanı iyi biri yapmaz. Zengin olmak da insanı kötü biri yapmaz.   Diyalog metnini ilk okuduğunuzda sahnelerin çoğunlukla iş yerinde geçmeyecek olması size sevindiren bir şey mi oldu? Sizce senaryonun daha çok Robert Miller’ın hayatı ve diğer karakterlerle arasındaki iletişim ile ilgili olması mı güzel?   Bence burada Nick Jarecki’nin yazma yeteneğinin öneminin anlaşılması gerekiyor. Senaryo önemli üç noktaya değiniyor. İlki Finans dünyasınının her gün karşı karşıya kaldığımız gerçeklerini iyice anlamak ve bunu ilginç hale getirmek. İkincisi bütün bu gerçekleri şahsi dünyası, ailesi ve dünyada verdiği kararlarla bağdaştırmak. Üçüncüsü ise hikayedeki gerilimi tempoyu düşürmeden yansıtabilmek. Filmi geçen hafta bir kaç arkadaşıma gösterdim. Filmden çok zevk aldıklarını dile getirdiler. Bu beni çok mutlu etti. Film boyunca tırnaklarını kemirdiler ve film bittiğinde hepsinin pili tükenmişti.   Oynamış olduğun karakterin etrafında dönüyor dünya gibi gözüküyor. Adeta hacada 4-5 topu olan bir hokkobaz gibi. İlk hangi yop düşecek merak içinde kalıyorsun.   Evet bu doğru.   Tim Roth ve Graydon Carter gibi oyuncularla birlikte çalışmak nasıldı?   Tim polis karakteri ile çok iyi bir iş çıkardı. Kendi becerilerini ve tecrübelerini bu role çok iyi yansıttı. Nate Carter da öyle. Çok eski arkadaşım olan Susan çok inandırıcıydı. Birbirimizi çok eskiden beri tanıyor olmamızın bize çok faydası oldu tabi. Ve Brit, herkesin görebileceği gibi harika bir iş çıkardı. Filmi izleyenler ona aşık olacak. Neden oğlumu değil de onu şirketime CFO yaptığımı anlayacaklar.   Sizce bu finans dünyasını yönetenler kendi yarattıkları terimleri bilseler daha iyi olmaz mıydı?   Kimsenin bunu yapabileceğini sanmıyorum. Bu soruyu kendime birçok kez sordum. Ama filmde söylediğim her repliğin ne demek olduğunu bilerek söyledim. Ve hepsini biliyorum.   Anlıyorum   En azından oynarken anladığımı düşünüyorum.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV