17 Ekim 2026 Cumartesi

FİLM EKİMİ'NDE NELER VAR?

ARKA BAHÇE...

10 Kasım 2012 Cumartesi 13:33
ARKA BAHÇE...
ARKA BAHÇE; Kapitalist Batı’nın Günah Çıkartma Girişimi” Nazi kasabı Doktor Mengele’nin yaptıklarını okuduğumda kanım donmuştu. İkinci dünya savaşı sırasında, toplama kamplarındaki esirler Doktor Mengele’nin denekleri olmuşlar. Ve Doktor Mengele, bütün insan olma duyarlılıklarını bir kenara koyarak, denekleri üzerinde uyguladığı akıl almaz deneylerle, insanlık tarihindeki yerini almıştı. Ne yalan söyleyeyim okuduklarım karşısında başım dönmüş, bu tuhaflığa henüz o gençlik yıllarımda fazlaca bir anlam verememiştim. “İnsan nasıl bu denli gaddar olabilir ki?” diye de o zamanlar çokça sormak durumunda kalmıştım. Gerçi modern tıbbın gelişmesinde bu türden deneylerin payının da olduğunu söylemek pek de tuhaf kaçmaz. Ama her şeye rağmen, insanlığa zararı veren de yine insanoğlunun ta kendisi olduğunu düşünürsek, şöyle bir soru sormak durumunda da kalabiliriz, “Ama neden insanlık modern tıbba ihtiyaç duymakta?”. Çok zaman kapitalizmin kendisine lanet okumuşumdur. Halende benzer lanetlerimi yar yar okumaktayım.  Kapitalizm aşırı kâr hırsını doğasında barındırmakta ve aşırı kâr hırsı, insanlık âleminin de, doğanında altını oymakta… İşte savaşlar, işte açlık, işte sömürü… Bu durumun en yalın örneğini ilaç firmalarının, silah şirketlerinin insanlık üzerinde yapmış oldukları ahlâksız uygulamalardan görmekteyiz. AİDS ilk çıktığı zaman, dünyaya karşı yapılan propagandalarda, Afrika’da bir maymun cinsinden ve eşcinsellerden bu hastalığın ortaya çıktığı propaganda ediliyordu. Oysa gerçeğin hiç de böyle olmadığını, ilaç kartellerinin AİDS virüsünü Afrika halkı üzerinde kullanarak yaydığını, sanırım dünya üzerinde bilmeyen kalmamıştır.   AİDS virüsünün dünya üzerinde nasıl yayıldığına, ilaç firmalarının Afrika’nın yoksul ve mazlum halkları üzerinde nasıl rezilce deneyler yaptıklarına fazlasıyla dikkat çekmiş bir film “Arka Bahçe” filmi.   Yapım yılı 2006 olan bu filmi hafta içerisinde evimde izledim.   Yönetmenliğini Fernando Meirelles’in yaptığı, başlıca rollerini Ralph Fiennes, Rachel Weisz, Hubert Koundé, Danny Huston’ın paylaştıkları filmde, kapitalizmin rezilliği, mazlum milletler üzerinde emek sömürüsünden öte, fiziki olarak birer kobay olarak kullanılmaları yerli yerince anlatılmaya çalışılmış ama vasatın üzerine çıkamamış bir politik film. Daha vurucu olabilirdi belki… Daha dikkat çekici, daha bir yalın anlatım ve daha bir tempolu… Oyunculuklar ve konuyu içerik açısından “Mükemmel” diye nitelendirsem de, filmi “Mükemmel” olarak nitelendiremiyorum. Kopuklukların olduğu, olayların birbirine bağlanması hususunda bir hayli dikkat gerektiren ve izleyiciyi yavaş ve temposuz haliyle yoran bir film… Ne var ki müzikler, monotonluğun yanında bir içim su misaliydi. Tabi oyunculuklar içinde aynı şeyi söylemek abartı olmaz. Derin bir aşk ilişkisini romantik yönleriyle de işlemiş bir film… Ve insanlık üzerinde yapılan ahlâksız deneylerin farkına varmış olan Tessa’nın üstü örtülü tehditlerin muhatabı olması… Newyork, Berlin, Nayrobi ve Kenya’nın değişik bölgelerinde çekilmiş film… Kâh Newyrork’tasınız, kâh Berlin’de… Bir de bakmışsınız Nayrobi’de… Bahtsız Afrika’nın, kalabalık sokakları, açlık, yokluk, sefalet ve hastalık… Düşünseniz’e, diz boyu hastalıkların pençesindeki Afrika halkı, bir hastalıktan kurtulabilmek adına ilaç kartellerinin açtığı sağlık standında aşı olmaya gidiyor ama karşılığında bir de AİDS virüsünü vücuduna enjekte etmek zorunda… Yani gönüllülük temelinde ambalajlanıp, pazarlanan bir hastalık. Ve sonrasında, “İşte şifası bizde” propagandaları… Geçtiğimiz yıllarda bizde ki “Kuş gribi”, “Domuz gribi” hadiselerinde yaşananları bir düşünün… Ve hemen dönüyorsunuz Ortdaoğu’nun mazlum milletlerinin düşüş olduğu duruma… Zihninizi bir an için yaşanmakta olan savaşlar işgal ediyor. Silah sanayicileri, ürettikleri silahları Ortadoğu’nun veya dünyanın az gelişmiş bölgelerindeki insanlar üzerinde deneyerek kârlılıklarına kâr katıyorlar. Yani iki büyük alan… Sağlık ve silah… Ki sağlık bir kenara itemeyeceğiniz bir garip, bir tuhaf gereklilik. Sanki insan bedeni tümüyle ilaç kartellerinin inisiyatifine bırakılmış…   Çok az ilaç kullanmış olan ben, çocuk sahibi olduktan sonra, kızımı hastalandığında doktora götürdüğümüzde fark etmiştim, olur olmaz ilaçlar yazıldığını… Basit bir soğuk algınlığı için beş adet ilacı reçeteye yazan doktorun birisine, garip bir şekilde eleştiri getirmiş, reçeteyi kabul etmemiştim. Zira insanı tatmin eden tek bir net açıklama getiremiyordu doktor. Bilinen bir gerçek de odur ki, ilaç bayileri, kendi ilaçlarını sattırabilmek için, doktorlarla dahi türlü pazarlıklara giriyorlardı… Ve özellikle dikkat buyurunuz, en feci düzeyde ilaç tüketimi, yoksul ve dar gelirli vatandaşların yerleşim bölgelerinde yapılmakta… Ayaküstü yapılan bir muayene sonrasında, dayatılan ilaçlar… Tabi insan Anadolu’nun bilgelerinden çıkan o engin özdeyişe de haksızlık yapmak istemiyor hani… “Tanrı insanı doktora düşürmesin, doktorsuz da bırkamasın”.   “Arka Bahçe” Mülayim bir diplomatla, eşinin Afrika’daki serüvenini konu almış. Birbirlerine karşı tutkulu aşklarını işlerken, diğer bir yandan diplomat eşi Tessa’nın, Afrika halkına karşı iyiliksever tutumuna dikkat çekiyor. Afrika halkının trajedisini anlatmaya çalışıyor. İlaç kuyruklarını, hastalıkları, açlıkları… Ve Afrika halkının ilaç kartelleri tarafından nasıl da bedensel sömürü aracı olarak kullanıldığı mesajını veriyor izleyiciye. Tabi ki bu işe kafa yoran Tessa’nın, üstü örtülü aldığı tehditler ve sonrasında, göl kenarında öldürülmesi… Bir aşk cinayeti izlenimi verilmeye çalışılmış ama yerli doktorun eşcinsel olduğu gerçeği gözden kaçmış. Diplomat, eşinin yarım bıraktığı yerden, Afrika’daki trajedinin nedenselliklerinin peşine düşüyor… Sonu eşinden farklı olmayacak belki… Zira karşısında büyük ilaç tekelleri, büyük ilaç kartelleri var. İzleyin… Evet izlemediyseniz, mutlaka izleyin… Ama kendinizi filmin kollarına bırakın… Yarı belgesel tadında Afrika’nın trajedisine, oyunculuk kalitelerine, derin bir aşk ilişkisine tanık olun.     Nihat YILDIZ

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV