15 Temmuz 2026 Çarşamba

15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR

8 Mart Tuzakları

05 Mart 2012 Pazartesi 23:09
8 Mart Tuzakları

‘’Artık hayal bile kuramaz oldum’’ diyen o yaşlı kadının sesindeki çaresizlik,    bir pus gibi düştü yüreğime… Hastaydı oğlu. O babayiğit delikanlı 12 saat çalışarak asgari ücrete talim ederken, iş bulmuş olmanın sevincini düğümlüyor bağırsaklarına… Yapışmış bağırsakları… “Sebze yoktu yediremedim oğluma” diye hayıflanıyor anacığı…

Yavrusuna hayıflanan analar için hayat zor… Aslında kadınsanız işiniz iki kat zor. 8 Mart Tuzaklarına aldanmayın derim. Kimi yıl boyunca oturur,  kendini ispatlamak için bugün yollara düşer, kimi ömür boyu uğraşır yine de ispat edemez…

Feminist duyguları yılda bir kez ayaklananlar; seçme ve seçilme hakkını Atatürk’ün Cumhuriyeti kurduğu ilk yıllarda almış olan kadınlar; aradan geçen yıllar sizi aldatmasın! Daha mecliste sayınız yeterli bile değil. Aldanmayın 8 Mart Tuzaklarına! Öyle sokak aralarında falan heder olmayın.   Sakın ha, aman ha, sakın toplanmayın, dikkatli olun!

Emek veren, çalışan ve sürekli kendini ispatlamaya çalışan kadınlar; siz neyin savaşını veriyorsunuz? Kendinizi ispatın mı? Birey olmanın mı? Kadınların da insan olduğunu bilemeyenlere ders vermenin mi? Dikkatli olun!  “Şiddet’e Hayır” derken şiddetle sarsılmayın!

Erkeklere özenen kadınlar;  siz erkekler gibi özgür, onlar gibi güçlü, onlar gibi girişken, üretken olmanın savaşını mı veriyorsunuz? Bütün yaşamınızı onlar gibi olmaya mı adıyorsunuz?  Sadece şunu bilin; insan olmak erkek olmak değildir!

Gelin bugünü Erkekler Günü ilan edelim. Erkekler bugün kadınlar için ne yapabileceklerini düşünsünler, bir gün de olsa; bireysel olarak kadını anlayabilmek, mutlu edebilmek gibi bir çabaları olsun. Hoş şimdiye kadar anlamamışlar, bir günde mi anlayacaklar? Bu da ayrı hikâye ya, neyse… Bir denesinler derim! O yaşlı kadının oğlu, 5 gün süren bir mücadele sonunda yaşama tutundu. Bağırsakları düğümlenip, hayatı düğümlenseydi o gencecik delikanlının anacığı nasıl dayanırdı? Bunu düşünsünler mesela? İşsizliğin pençesinde, üç kuruşa talim eden gençler, yığın yığın yığılırken, bırak geleceği, günün sonunda sofraya ne koyacağını bilemeyen anneler mutfaklarında mucizeler yaratırken, erkekler bu mucizeleri de düşünsünler… Sakın ha kendilerini kandırmasınlar! ‘Çıkar yolu nedir doğru dürüst yaşamanın?  Soluk soluğa koşturarak sofraya konulacak bir dilim ekmek midir günün muhasebesinden elde kalan?  Bunu da düşünsünler… Gerçekler hain mi? Gerçekler acı mı? Yarınlar gerçek mi? Biz bilemiyoruz, biraz meclisteki erkekler bunu da düşünsünler! 

Korkusuz yarınları hayal edebilsek, bugünün kötülüklerini göğüsleyebileceğiz ve yaşamak için umutlarımız da filizlenecek, hayallerimiz de… Gülüşlere bir kurşun sıksa da ölüm, umutlara kurşun işlemiyor... Bunu da biliyoruz… Ve biz kadınlar, biz anneler biliyoruz ki; yaşamak, her şeye rağmen, hele hele onurlu yaşamak, insanca yaşamak var ya! Hepsinden güzel…  Ankara’ya rağmen güzel… Varoluşumuzun kutlu olması dileğiyle,

 

Seray DEREN

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SAYFALAR
    e-gazete
    • Sinematur - 05 Ocak 2015 Manşeti
    KARİKATÜR
    ARŞİV