İSTANBUL FİLM FESTİVALİ 35 YAŞINDA ŞEHRE İZ BIRAKAN FESTİVAL 7 NİSAN’DA BAŞLIYOR
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1982 yılında bir sinema haftası olarak başlayan Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği İstanbul Film Festivali, bu yıl 35. yaşını kutluyor. 35. İstanbul Film Festivali, bu yıl on ikinci kez Akbank’ın desteğiyle 7-17 Nisan 2016 tarihlerinde şehre iz bırakmaya hazırlanıyor.
İstanbul Film Festivali, 35. yılında da dünya sinemasının en yeni örneklerinden kült yapıtlara, Türkiye sinemasının en yenilerinden klasiklere, yeni keşiflerden başyapıtlara, gizli hazinelerden iz bırakan filmlere, zengin programını izleyicilere sunmaya devam ediyor. Festival programında 187 uzun metrajlı, 10 kısa ve 24 deneysel film yer alıyor. Festival, 25 bölümde 62 ülkeden 223 yönetmenin toplam 221 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine, konserlerden özel etkinliklere sinemayla dolu günler yaşatacak.
Açıklamasında İstanbul Film Festivali’nin 35 yıllık bir okul gibi olduğunun altını çizen İKSV Genel Müdürü Görgün Taner “İstanbul Film Festivali, otuz beşinci yılında, özenle hazırlanan programı, etkinlikleri, Köprüde Buluşmalar platformu kapsamındaki atölyeleri ve yarışmalarında sunduğu ödülleriyle Türkiye’de film endüstrisi, sinema sanatı ve festival kültürünün gelişimi için çalışmaya devam ediyor. Bu yıl yine yoğun, dinamik ve doyurucu bir festival hazırladığımıza inanıyoruz. Festivalimizin, ilk günlerinden bu yana yarattığı “okul” hissini sürdürmeyi, izleyicilerimiz için yeni keşifler, yeni bakışlar sunmayı yine önceliklerimiz arasında tuttuk. Festivali gerçekleştirebilmemizi sağlayan tüm sponsorlarımıza ve destekçilerimize büyük teşekkür borçluyuz. Değerli izleyicilerimize de otuz beş yıldır bizimle kol kola oldukları için bir kez daha teşekkür ediyor, hepinize iyi festivaller diliyorum.” dedi.
35. İstanbul Film Festivali destekçisi Akbank adına Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil “Toplumlar arzuladıkları hedeflere ekonomik performanslarının yanı sıra kültür-sanat alanındaki zenginlikleriyle ulaşıyor. Çünkü kültür-sanat bir toplumun geleceğe bırakacağı en önemli miras. Akbank olarak biz de yerel ve evrensel kültür mirasını korumanın, yeni kuşaklarla paylaşmanın, sanatın ve sanatçının yanında olmanın en önemli sosyal sorumluluklarımızdan biri olduğuna inanıyoruz. Bu bilinçle hareket ediyoruz. Dünyanın önemli film festivallerinden biri haline gelen İstanbul Film Festivali’ni 12 yıldır büyük bir gururla destekliyoruz. Dünyanın gözünü, kulağını İstanbul'a çeviren; hem bizleri dünya sinemasıyla buluşturan, hem de ülkemiz sinemasının gelişimine öncülük eden; Türk sinemaseverlerin dünya sinemasının seçkin örneklerini izlemesine fırsat veren festivalin ana sponsoru olmak bize gurur veriyor. Bu sene Akbank Sanat yine festivalin önemli merkezlerinden biri olacak; pek çok söyleşi ve etkinliğe ev sahipliği yapacak ve her yıl olduğu gibi festivalin basın merkezi olarak hizmet verecek. Ayrıca bu yıl ilk defa festival kapsamında Akbank Sanat’ta da film gösterimleri olacak; bu da bizi yine çok sevindiriyor” dedi.
İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sinemaya yeni bakışlar temasını izleyen filmler yarışıyor. 35. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma bölümünde 14 ülkeden 15 film yer alıyor.
Yönetmen Pablo Trapero başkanlığındaki Uluslararası Altın Lale jürisinde oyuncu Melisa Sözen, oyuncu Lior Ashkenazy, video sanatçısı Ali Kazma ve yapımcı Ewa Puszczyńska ve yer alıyor.
İKSV eski yönetim kurulu başkanı ve İstanbul Film Festivali kurucularından Şakir Eczacıbaşı anısına verilen Uluslararası Altın Lale Ödülü, bu yıl da Eczacıbaşı Topluluğu tarafından 25.000 Avroluk para ödülüyle destekleniyor. Bu ödülün 10.000 Avrosu Altın Lale’nin sahibi olacak filmin yönetmenine, 10.000 Avrosu filmin Türkiye’deki dağıtımını üstlenecek firmaya, 5.000 avrosu ise Jüri Özel Ödülü’nü kazanacak filmin yönetmenine verilecek.
Altın Lale Uluslararası Yarışma Bölümünde yer alan filmler;
Sütak / Sutak / Heavenly Nomadic / Mirlan Abdykalykov
Mirlan Abdykalykov’nun Karlovy Vary Film Festivali’nde bolca takdir toplayan ve Kırgızistan’ın Oscar adayı olan ilk filmi Sütak, yavaşça dünyayı terk etmekte olan geleneklerle ilgili şiirsel bir portre. Orta yaşlı bir meteorologun çıkıp gelmesi, Kırgızistan’ın ücra dağlarında kendi rutininde yaşayan bir ailenin hayatında köklü değişiklikleri beraberinde getiriyor.
Eva’ya Huzur Yok / Eva Doesn’t Sleep / Pablo Agüero
Arjantin yeni nesil sinemacılarının en heyecan verici yönetmenlerinden biri olan Pablo Agüero, cansız bir beden üzerinden ülkesinin acılarla ve hayal kırıklıklarıyla yoğrulmuş yakın tarihine ışık tutuyor. 1952 yılında, Arjantin’in sevilen First Lady’si Eva Peron kanserden öldüğünde bedeni, sergilenmek için mumyalanır. Üç yıl sonra askeri darbeyle devrilen Juan Peron ülkeyi terk etmek zorunda kalır. Artık Eva’nın cansız bedenini sahip olduğu yıkıcı politik kuvvetin farkındalığıyla askeri cunta kontrol etmektedir. Görsel tercihleriyle bazen bir kâbusa bazen ise bir rüyaya benzeyen Eva Doesn’t Sleep / Eva’ya Huzur Yok, Gael Garcia Bernal’e de kariyerinin en ilginç rollerinden birini bahşediyor.
Bize Rüyalarımızda Huzur Ver / Peace to Us in Our Dreams / Sharunas Bartas
Litvanyalı usta yönetmen Sharunas Bartas’ın uzun zamandır beklenen, prömiyerini geçtiğimiz yıl Cannes’da Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde yapan filmi Peace to Us in Our Dreams / Bize Rüyalarımızda Huzur Ver, yılın en yürek burkan filmlerinden, dingin bir aile dramı. Senaryosunu yazıp yönettiği filmde Sharunas Bartas başrolü üstleniyor; filmdeki kızı da gerçek hayattaki kızı Ina Marija Bartaite. Filmin diyaloglarının çoğu senaryoda yer almıyor; çekimler çoklukla doğaçlama gerçekleştirildi.
.
Bir Liderin Çocukluğu / The Childhood of a Leader / Brady Corbet
ABD’li aktör Brady Corbet, yönettiği ilk filmi Childhood of a Leader / Bir Liderin Çocukluğu’nda hayali bir faşist liderinin çocukluğunu anlatıyor. 1918 yılında, Birinci Dünya Savaşı’nı bitirecek Versay Barış Antlaşması için ABD’den Fransa’ya gelmiş güçlü bir diplomat, dindar eşi ve oğlunu izleyen film, imtiyazlı bir aileye mensup küçük bir çocuğun gitgide kontrolden çıkan ve faşizm eğiliminin habercisi olan davranışlarını ortaya seriyor. Jean Paul Sartre’ın aynı adlı öyküsüyle John Fowles’un Büyücü romanının serbest uyarlaması olan film, Bérénice Bejo, Liam Cunningham ve Robert Pattinson’ın da yer aldığı parlak bir oyuncu kadrosuna sahip. Karanlık bir atmosfer içinde, izleyicisine ileride milyonları etkileyecek kararlar verecek bir karakteri analiz etme şansını veren Bir Liderin Çocukluğu Venedik Film Festivali’nde Luigi de Laurentiis Geleceğin Aslanı—En İyi İlk Film ve En İyi Yönetmen ödüllerini aldı. Brady Corbet’yi 24, Thirteen, Melancholia, Force Majeur, Mysterious skin, While We’re Young gibi dizi ve filmlerde üstlendiği rollerden tanıyoruz. Corbet filmin senaryosunu eşi Norveçli oyuncu ve sinemacı Mona Fastvold ile birlikte yazdı ve hem İngilizce hem de Fransızca diyaloglu olarak çekti. Filmin müziklerini besteleyen ise kült avangart müzisyen ve yapımcı Scott Walker.
Kor / Ember / Zeki Demirkubuz
Zeki Demirkubuz on birinci filmi Kor ile Uluslararası Yarışma bölümde yer alıyor. Çekimleri 2015 Şubat ayında başlayan Eyüp-Güzeltepe olmak üzere İstanbul’un değişik çeşitli semtlerinde gerçekleştirildi. Filmin oyuncu kadrosunda Taner Birsel, Aslıhan Gürbüz, Caner Cindoruk, İştar Gökseven, Talha Yayıkçı, Dolunay Soysert ve Çağlar Çorumlu’nun yer aldığı Kor, Türkiye-Almanya ortak yapımı bir film.
Şeytanlar / Les démons / The Demons / Philippe Lesage
The Demons / Şeytanlar, daha önce belgesel filmler yönetmiş Philippe Lesage’ın ikinci kurmaca uzun metraj filmi. Çocukların dünyasına hayranlık uyandırıcı bir soğukkanlılık ve mesafeyle bakan Quebec’li Lesage, bir yandan öğretmenine aşkıyla başetmeye çalışan bir yandan da evde anne-babasının gerginliğine tanık olan 10 yaşındaki Félix’i filminin merkezine yerleştiriyor. Montréal Yeni Sinema Festivali ve San Sebastian Film Festivali’nde büyük ilgi toplayan Şeytanlar, Quebec’te 2015 yılının en çok izlenen filmi oldu. Tarzı Michael Haneke ve Denis Villeneuve ile karşılaştırılan yönetmen Philippe Lesage filmde Vieux-Longueuil’deki kendi çocukluk günlerinden esinleniyor. Lesage, festival için İstanbul’a gelecek.
Son / The End / Guillaume Nicloux
Geçtiğimiz yıl Filmekimi’nde izlediğimiz Valley of Love / Aşk Vadisi’yle Cannes’da yarışan Guillaume Nicloux’un yeni filmi The End / Son, dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde yaptı. Nicloux, Son’la beraber kariyerinin ilk döneminde tohumlarını anlattığı fantastik ve girift dünyaya geri dönüyor; kişisel tarihinin en karanlık hikâyelerinden birini anlatmaya soyunuyor. Bir avcı, köpeğiyle birlikte ormanın derinliklerinde yürüyüşe çıkmıştır ve birkaç saat içerisinde normalde gayet iyi bildiği ormanda kaybolur. Başına geleceklerden habersiz, geceyi ormanda geçirmek zorunda kalır. Son yılın en tuhaf, en akıl kurcalayıcı ve en tahrik edici filmlerinden biri.
Bin Başlı Canavar / Un monstruo de mil cabezas / A Monster With Thousand Heads / Rodrigo Pla
İlk uzun metrajlı filmi La zona / Yasak Bölge ile tüm dünyada ilgi çeken, dört yıl önce La demora / Gecikme ile Altın Lale için yarışan Uruguay asıllı Meksikalı yönetmen Rodrigo Plá, yeni filmi A Monster With A Thousand Heads / Bin Başlı Canavar ile yeniden festivalin Uluslararası Yarışma bölümünde. İlk gösterimi Venedik Film Festivali'nde Ufuklar Bölümü’nün açılışında yapılan film, kocasının hastalığı karşısında çaresiz kalan bir kadının sisteme karşı verdiği gerilimli mücadeleyi konu alıyor. Filmi baştan sona sürükleyen başrolündeki Jana Raluy’un performansıyla da beğeni toplayan Bin Başlı Canavar bir toplumsal taşlama. Filmin senaryosu, Uruguaylı yazar Laura Santullo tarafından kendi romanından sinemaya uyarlandı. Varşova Film Festivali’nde güçlü görselliği övülerek En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen filmin yönetmeni Rodrigo Pla, festivale konuk olarak geliyor.
Susuzluk / Jajda / Thirst / Svetla Tsotsorkova
Genç Bulgar yönetmen Svetla Tsotsorkova’nın ilk filmi, sadeliği ve atmosfer kurma becerisiyle yılın en dikkat çekici filmlerinden. Thirst / Susuzluk’ta, hayatlarını bir otelin çamaşır işlerini üstlenerek geçiren bir ailenin su kesintisi işlerini yapmaya engel olur ve sorunu çözmeye gelen bir baba-kız, ailenin dengesini alt üst eder; uyum içindeki hayatları paramparça olur. Zira aşka duydukları susuzluk öylesine büyüktür ki bu derdin üstesinden ancak ölüm gelebilecektir.
Belgica / Felix van Groeningen
Altın Lale ödüllü Çölde Kutup Ayısı’nın yönetmeni Felix van Groeningen, yeni filmi Belgica ile bir kez daha yarışacak. Müzikleriyle olduğu kadar kurgusuyla da dikkat çeken film Brüksel’in en havalı barlarından biri Belgica’da geçiyor. Yönetmene Sundance’te En İyi Yönetmen ödülünü kazandıran Belgica sakin oturarak izlemenin imkânsız olduğu bir film.
Aşk Birleşik Devletleri / Zjednoczone Stany Milosci / United States of Love / Tomasz Wasilewski
Polonya sinemasının öne çıkan yönetmenlerinden Tomasz Wasilewski, üçüncü uzun metrajlı filmi United States of Love / Birleşik Aşk Devletleri’nde 90’lar Polonya’sında dört kadının mutsuzluklarından kaçmaya çalışma ve hayatlarında tutku ve sevgi arama hikâyesi. Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı En İyi Senaryo ödülü alan film, eski güzellik kraliçesi, bir okul müdürü, uzun bir evliliğin sıkıntılarını yaşayan bir kadın ve yaşlı bir okul öğretmeni dört güçlü kadının portrelerini sunuyor. Melankolik ve dokunaklı hikâye, soluklaştırılmış renk paletiyle devrilen Demir Perde ile Dayanışma Hareketi’nin yükseldiği Polonya’da politik ve sosyal değişimini de arka plana alıyor. Filmin görüntü yönetmenliğini ise 4 Ay, 3 Hafta, 2 Gün, Tepelerin Ardında, Sislerin İçinde gibi başarılı filmlerle tanınan Romanyalı Oleg Mutu üstleniyor. Filmin yönetmeni Tomasz Wasilewski de filmin gösteriminde bulunmak üzere festivale konuk gelecek. Wasilewski için filmin çıkış noktası, anne-babasının 90’ların sonunda komünizmin çöküşüyle farklı kararlar alarak yaşamlarını yönlendirmeleri oldu; Wasilewski filme derinliği özellikle kadın bakış açısını benimseyerek veriyor. İzleyiciler yönetmen Wasilewski’yi Floating Skyscrapers / Dalgalanan Gökdelenler filmiyle hatırlayacaklar.
Ara / Interruption / Yorgos Zois
Interruption / Ara’nın gerçek bir “rehinelerin rehin alındıklarını fark etmedikleri bir adam kaçırma olayı”ndan esinlendiğini söyleyen yönetmen Yorgos Zois, tek mekânda geçen ve gerçek zamanlı bir gerilim filmi. Filmde antik Yunan tragedyası Orestes’in postmodern bir adaptasyonu sırasında sahneye çıkan bir genç mikrofonu devralır. Oyunun interaktif bir deneyime dönüştüğünü sanan izleyiciler gencin başlattığı tartışma ortamına katılır ancak eğlenceli başlayan bu oyun giderek kontrolden çıkmaya başlar ve korkutucu bir hal alır. İlk gösterimini Venedik Film Festivali’nde yapan bu minimalist film, Yorgos Zois’in yönettiği ilk uzun metrajlı film ve gerçek bir olaydan esinleniyor: 2002’de Çeçen militanlar Moskova’da bir tiyatroda izleyicileri rehin almış, izleyiciler baskını performansın bir parçası sanmışlardı. Matematik, Nükleer Fizik ve ardından sinema öğrenimi gören yönetmen Yorgos Zois Oresteia oyununu, “evrensel bir efsane olduğu ve insana dair güç, intikam, roller, kimlik ve duygu boşalımı gibi temel meseleleri ele aldığı için” özellikle seçmiş.
Bir Nefes / Ein atem / One Breath / Christian Zübert / Almanya
Yönetmen Christian Zübert, ilk gösterimi Toronto’da yapılan filmi One Breath / Bir Nefes’te hayatları kesişen iki kadının öyküsünü anlatıyor. Farklı ülkeler ve farklı sınıflardan iki kadının benzer şekilde ayakta kalma mücadelesini merkezine alan film günümüz siyasi ortamına da gönderme yapıyor. Kaçırılan bir bebek üzerinden annelik, milliyet, göçmenlik, Avrupa ve sınırlar gibi kavramları işleyen Bir Nefes’in senaryosunu Christian Zübert ve eşi İpek Çetinkaya Zübert yazdı; İpek Zübert, filmde Ines rolünü de üstleniyor. Bir Nefes Gijon Film Festivali’nin kapanışında gösterildi.
Bir Aile Filmi / Rodinny film / Family Film / Olmo Omerzu
Yıl boyunca gösterildiği festivallerde övgülere boğulan bu Çek filmi Family Film / Bir Aile Filmi, benzerini defalarca kez izlediğimiz aile krizi hikâyelerine yeni bir soluk getiriyor. Genç yönetmen Olmo Omerzu, senaryo yazarları arasında da yer aldığı bu ikinci uzun metraj filminde, hem biçim hem de içerik açısından seyircinin beklentileriyle ustalıkla oynuyor. Bir Aile Filmi, baştan sona sürprizlerle dolu bir film.
Ansızın / Auf Einmal / All of A Sudden / Aslı Özge
Köprüdekiler ile Altın Lale En İyi Film ve Hayatboyu ile Altın Lale En İyi Yönetmen ödüllerini kazanmış yönetmen Aslı Özge'nin Almanca çektiği ilk film olan All of a Sudden / Ansızın, Hamlet’ten bir alıntıyla açılıyor: “Zira iyi ya da kötü yoktur. Düşünce var eder ikisini de.” Bir anlık zaaf ile karışan hayatları konu aldığı filminde Özge, hikâyeyi gizemli bir sinema diliyle anlatırken seyirciyi iyinin ve kötünün giderek belirsizleştiği gergin bir tartışmaya çağırıyor.
SİNEMADA İNSAN HAKLARI
Avrupa Konseyi’nin katkılarıyla 10 yıl önce, yalnızca İstanbul Film Festivali kapsamında verilmeye başlanan Avrupa Konseyi Sinema Ödülü FACE (Film Award of the Council of Europe) bu yıl da, Sinemada İnsan Hakları bölümündeki bir filme verilecek. Sinemada İnsan Hakları bölümünde insan hakları konusunda kamuoyunda duyarlılık ve bilinç yaratan, konunun öneminin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunan 10 film gösterilecek.
Bu bölümden seçilecek bir filmin yönetmenine 35. İstanbul Film Festivali ödül töreninde Avrupa Konseyi’nden bir yetkili tarafından 10.000 avroluk para ödülü takdim edilecek. FACE Ödülü’ne Avrupa Konseyi’nin sinema yapıtlarını destekleyen Eurimages Fonu da ortak. FACE Jürisi’nde oyuncu Ercan Kesal, yönetmen Jakob Brossmann, Eurimages İdari Yönetici Yardımcısı Isabel Castro, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri ve Genel Sekreter Yardımcısı’nın İnsan Hakları ve Hukukun Üstünlüğü konularında özel başdanışmanı Leyla Kayacık yer alacak.
Sinemada İnsan Hakları Yarışmasında yer filmler;
Beyaz İnsanlar / Det vita folket / White People /
İlk uzun metrajlı filmi Maymun Kızlar ile Berlinale dâhil pek çok önemli uluslararası festivalden ödüllerle dönen Lisa Aschan, yeni filmi White People / Beyaz İnsanlar ile günümüz Avrupa’sı üzerine bir alegoriye imza atıyor. Alex isimli genç ve beyaz bir kadın, bir grup insanla beraber bir hapishaneye kapatılır ve sınır dışı edileceği günü beklemeye başlar. Bu neden orada olduğunu ve nereye gönderileceğini bilmediği korku dolu bir bekleyiştir. Her ne kadar anlatılan hikâye günümüzde ve İsveç’te geçiyor olsa da, Aschan’ın neden-sonuç ilişkilerini muğlak bırakmayı seçen senaryosu Beyaz İnsanlar’ı distopik bir korku filmine çeviriyor.
Harikalar Diyarı / Heimatland / Wonderland / Lisa Blatter, Gregor Frei, Benny Jaberg, Carmen Jaquier, Jonas Meier, Tobias Nölle, Lionel Rupp, Mike Scheiwiller
İsviçreli 10 genç yönetmenin beraber yazıp yönettikleri Wonderland / Harikalar Diyarı, İsviçre’nin ve Avrupa’nın bugünkü haline ışık tutuyor. Locarno Film Festivali’nde dikkat çeken film, İsviçre Zürih Film Ödülü ve Bern En İyi Film ödüllerini, Almanya’da ise Max Ophüls ödülünü aldı. Filmde dünyanın en zengin ülkelerinden İsviçre’nin üzerinde devasa bir bulut beliriyor ve bu kıyamet alameti toplumsal düzenin tamamen yıkılmasına sebep oluyor. Bir yandan da birleştirici bir etkisi olur bulutun: İnsanlar korkuları, umutları ve gereksinimleri su yüzüne çıktıkça birbirlerine yaklaşıyorlar. Her bireyin “vatan” tarifinin farklı oluşundan ve İsviçre’nin dünya siyaset coğrafyasındaki yalıtılmışlığından yola çıkan film, yaratıcılarına göre “siyasal bir film, çünkü artık siyaset renkli pankartlarla oturarak yapılmıyor; kendi yaptıklarımızı ve toplumun karşısına geçerek yapılıyor.”
Akdeniz / Mediterranea / Jonas Carpignano
Jonas Carpignano’nun belgesel yapar gibi sağlam gözlemlere dayandırdığı ilk uzun metrajlı filmi
Mediterranea / Akdeniz, geçtiğimiz yıl Cannes Eleştirmenler Haftası’nda adından söz ettiren, can yakıcı bir dram. Bu bol ödüllü filmde, Ayiva ve Abas memleketlerini geride bırakmışlar ve kendilerini Libya’da bir limandan yola çıkıp İtalya’ya varacak bir bota atmanın derdindeler. İzini sürdükleri bu kaçış tüneline dair çok az şey biliyorlar, yol üzerinde ne denli nefret dolu düşmanlarla ve nasıl bir şiddetle karşılaşabileceklerine dair ise hiçbir fikirleri yok.
Sihirli Dağ / La montagne magique / The Magic Mountain / Anca Damian
Dört yıl önce festivalin FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda Jüri Özel Ödülü kazanan canlandırma belgesel Crulic / Öteki Tarafa Yolculuk ile hatırlayabileceğiniz Anca Damian, yeni filmi The Magic Mountain / Sihirli Dağ’da Polonyalı dağcı ve fotoğrafçı Adam Jacek Winkler’in hayatını ele alıyor. Crulic ile başlayan kahramanlık temalı üçlemenin bu muhteşem ikinci halkası, 80’li yıllarda Afgan mücahitlerle Sovyetler Birliği’ne karşı savaşmış Winkler’in hayatını anlatırken, gerçek mektuplar ve ses kayıtları gibi arşiv malzemeleriyle beraber canlandırmaya da başvuruyor. Damian’ın senaryoyu Winkler’in kızı Anna ile beraber yazmış olmasıysa Sihirli Dağ’ı daha da ilginç kılıyor. Çok farklı animasyon tarzlarını deneyen bu renkli film, festivalin en büyülü yapımlarından.
Yılanın Kucağında / El Abrazo de la Serpiente / Embrace of the Serpent / Ciro Guerra
Kolombiya’nın tarihteki ilk Oscar adayı Ciro Guerra’nın yönettiği Embrace of the Serpent / Yılanın Kucağında, Festival kapsamında izleyicilerle buluşacak. 2015’te Cannes’da CICAE Ödülü kazanan ve Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Kolombiya’nın Oscar adayı olan Yılanın Kucağında, mitlerle gerçekliği bir arada işliyor. Amazon yerlilerinden Şaman Karamakate’nin ve kırk yılı aşkın bir süre topraklarında yetişen kutsal bir şifa bitkisini arayan iki bilim insanının hikâyesini anlatan film, sömürgeciliğin derin tahribatını siyah-beyaz görselliği ve şiirsel sinema diliyle anlatıyor.
Dev Canavar / Bei xi mo shou / Behemoth / Zhao Liang
Belgeselleriyle tanınan, Çin sinemasının yükselen bağımsız yönetmeni Zhao Liang, adını Eski Ahit’te, dağların hakimi bir canavardan alan belgeseli Behemoth / Dev Canavar’da aşırı üretiminin insan ve doğa üzerindeki yıkıcı etkisini estetik bir dille gösteriyor. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan adayı Dev Canavar’da Liang, sadece Çin’i değil dünyanın halini resmediyor; kendi sözleriyle “medeniyetin açgözlülüğünü, Dante’nin Cehennem’inden esinlenerek” ortaya koyuyor. Filmin çekimleri Moğolistan’da bir kömür madeninde yapıldı. Dev Canavar, Venedik Film Festivali’nde “ekoloji ve çevresel sürdürülebilirlik değerlerini en iyi temsil ettiği” gerekçesiyle Yeşil Damla Ödülü’ne layık görüldü.
Sorgu / Visaaranai / Interrogation / Vetri Maaran
M. Chandra Kumar’ın kendi gerçek hikâyesini anlattığı romanından uyarlanan Interrogation / Sorgu, Hindistan’da polis tarafından alıkonduktan sonra işkence gören ve işlemedikleri suçları üstlenmek zorunda kalan bir grup göçmen işçinin hikâyesini anlatıyor. Tamil asıllı Kumar, çalışmak için gittiği Andra Pradeş eyaletinde polis tarafından gözaltına alınıp 13 gün boyunca bir hücrede tutulmuş, bu korkunç deneyimini “Lock Up” (Kilit Altında) adlı kitabında anlatmıştı. Yönetmen Vetri Maaran’ın siyasal sistemin ve polis şiddetinin ezmeyi alışkanlık haline getirdiği insanların elinden tutan filmi sert, gerçekçi, rahatsız edici ve yoğun bir dram. Sistemin yozlaşmasının ayrımcılığı körüklediğini gözler önüne seren Sorgu, dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali Ufuklar Bölümü’nde Uluslararası Af Örgütü Ödülü’nü aldı.
Kızıl Topraklar / La tierra roja / The Red Land / Diego Martínez Vignatti
The Red Land / Kızıl Topraklar’ın yönetmeni Diego Martinez Vignatti, Carlos Reygadas’ın Japonya ve Cenette Savaş filmlerinin görüntü yönetmeni olarak da tanınan bir isim. Doğayı mahveden ve bölge halkını sağlığından eden çarklardan birini merkeze alarak anlatan Kızıl Topraklar, Arjantin’in kuzeydoğusundaki Misiones bölgesinde geçiyor. Yağmur ormanlarını yok eden ve kimyasal kirlenmeye yol açan çokuluslu kâğıt sanayisini ele alan Kızıl Topraklar yönetmen Vignatti’nin dördüncü filmi.
3000 Gece / 3000 Layla / 3000 Nights / Mai Masri
Ödüllü belgeselleriyle tanınan Mai Masri, 80’li yıllarda geçen ilk kurmaca filmi 3000 Nights / 3000 Gece’yle festivalde. İsrail’de hapse atılan Filistinli kadınların gerçek öykülerinden esinlenen filmin başkahramanı, haksız yere suçlanan ve 8 yılını bir İsrail hapishanesinde geçiren yeni evli, Filistinli bir öğretmen. İsrailli suçlularla aynı yerde kalmaya zorlanan genç kadın, hapishanede doğurur ancak koşullar gitgide kötüleşir. Toronto, Busan, Londra, Dubai, Tallinn, Palm Springs film festivallerinde gösterilen 3000 Gece, Valladolid Film Festivali’nde İzleyici Ödülü kazandı. Yönetmen Mai Masri, hapishaneyi Filistinlilerin ve özellikle de Filistinli kadınların yaşadıkları koşulların bir metaforu olarak kullanıyor. Başroldeki Maisa Abd El Hadi’yi 2015 festivalinde gösterilen Hırsızın Gözleri filminden hatırlıyoruz.
Kıyıdakiler / Coastliners / Erdem Tepegöz, Barış Pirhasan, Alphan Eşeli, Melisa Önel, Ramin Matin
Coastliners / Kıyıdakiler, uluslararası platformlarda başarı kazanmış yönetmenler Erdem Tepegöz, Barış Pirhasan, Alphan Eşeli, Melisa Önel ve Ramin Matin tarafından çekilen kurmaca beş kısa filmden oluşuyor. Birbirinden farklı bu beş kısa filmde, sahile vuran mülteci eşyalarının yarattığı oyuna; şiddete maruz kalmış bir gencin tuhaf hikâyesine; Suriye sınırındaki, bomba sesleriyle yankılanan bir eve sığınan anne-kızın öyküsüne, İstanbul keşmekeşinde engelleri aşarak yol almaya çalışan bir kahramana ve sürüldükleri köylerine dönmeye çalışan hamile bir kadının ruhsal yolculuğuna eşlik ediyoruz.
Jüri Başkanı Derviş Zaim!
15. HANGİ İNSAN HAKLARI? FİLM FESTİVALİ...
5. SİNEMADA FİLM FESTİVALİ BAŞLIYOR!
KADINLARIN SESİ, İNSAN ONURU ve DİRENİŞ
28’inci Uluslararası Ankara Caz Festivali...
ÜCRETSİZ 4. ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI FESTİVALİ...
44. İstanbul Film Festivali Başvuruları Açıldı
3. Uluslararası Diyarbakır Kısa Film Festivali...
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!