AYRINTI YAYINLARI’NIN, SİNEMAYI ÖĞRENMENİN YAPI TAŞLARINI OLUŞTURAN KİTAPLARINDAN BİR YAZ SEÇKİSİ!

Ayrıntı Yayınları, Sinema Dizisi kapsamında, sinemayı öğrenmenin yapı taşlarını örmeye odaklanan kitapları okurlarla buluşturuyor. Hem üniversitelerde eğitime kaynak olan hem de konunun meraklılarına teorik ve pratik yön çizebilecek bir sinema kitaplığı oluşturmayı hedefleyen Ayrıntı Yayınları, sinemaya ışık tutan kitaplarından yaz tatili için özel bir seçki oluşturdu. Seçkide yer alan kitaplar sinemada kurgudan belgesel yapım sürecine, sinema teorisinin tarihinden Hollywood sinemasının politik yönelimlerle ilişkilerine kadar yedinci sanatla ilgili geniş perspektifli okumalar yapma imkânı sunuyor. Ayrıntı Yayınları’nın tüm kitapları, raflarda ve internet satış sitelerinde!

 

Sinemada Ritimlerin Kurgusu

Karen Pearlman 

 

Sinemada Ritimlerin Kurgusu sinemanın en görünmez ama temel alanlarından olan kurgu üzerine ender çalışmalardan biri.

“Kurgucu, dünyanın ritmik bilgisini biriktiren bir varlıktır” diyen yazar, film çalışmasının kalbinde yer alan kurgu pratiğinin sırlarını anlatıyor. Bir kurgucu olarak kendi deneyimlerini ve geniş kaynak taramalarından biriktirdiklerini aktarırken bunu, sinema tarihinden seçtiği pek çok sahne ve sekans üzerinde yaptığı çözümlemelerle uygulamalı bir biçimde zenginleştiriyor.

Pearlman’ın çalışması zaman, mekân, akış, hareket, birlikte salınma, cümleleme, sine-cümle gibi kavramsal tartışmalarla birlikte yönetmenlerin, akımların, dans koreografisinin, müzikal kompozisyonun kronolojisini de katederek farklı bir sinema tarihine de ulaşıyor. İçerdiği tartışmanın teknik doğasının ritmini tıpkı film kurgular gibi bir sinema tarih-yazımı metodolojisi de öneriyor.

Ritimler üzerine çalışma, yaşamın ve yaşamın kaydedilmiş görüntüsünün ritminin nasıl alımlandığı, izleyicinin seyir sürecine hangi biçimlerde dahil olduğu üzerine koşut bir tarihçe de sunuyor. Gilles Deleuze’ün “Sinemanın ruh ve düşünceyle ittifak oluşturması, beden yoluyla gerçekleşir” saptamasının yardımı ile kurgucunun ön-bedene dönüşme sürecini, bedenin ve dünyanın ritimlerinin senkronizasyonuna ulaşarak elde ettiği bir “hikâyeyi” anlatıyor…

Sancılı bir hikâye: Kurgu masasında “kesip biçerken” aynı zamanda yönetmenin, senaryonun, izleyicinin beklentileri ve hayalleri tarafından “kesilip biçilen” kurgucunun bedeni… Pearlman bu bedenin, Eisenstein çizgisini izleyerek fiziksel düşünmeden, kinestetik empatiden yola çıktığını iddia ediyor.


Sinemada Ritimlerin Kurgusu kurgunun ve onu inşa eden ritmin kavranması açısından bir başucu kitabı.

 

Bir Belgeseli Gerçekleştirmek

Michael Rabiger

Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, kendi çalışmalarınızın gelişimine katkıda bulunacak, zaman aşırı ilkeler sunan, form üzerine kusursuz ve kapsamlı bir çalışma. Belgesel yapmaya hevesli olanlar kadar halihazırda belgesel yönetmenleri için de ideal olanı araştıran Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, teorik olduğu kadar pratik açıdan da üretimin ve yeniden-üretimin tüm safhalarını mercek altına almakta: projeler, çekim pratikleri, fikir geliştirme süreçleri kitabın dokusunu oluşturmakta. Belgesel yapım sürecindeki hem kurucu temelleri hem de ileri meseleleri tartışan kitap, belgesel yapımına uygun bir fikri araştırmak ve bu fikri parlatmak, bir ekipman geliştirmek, belgesel için gerekli olan ekibi yönetmek, çekim sırasında kontrolü kaybetmemek gibi türlü ince ayrıntıyı da içeren muazzam bir metin…

“Bu kitabı ziyadesiyle değerli kılan şey yazarın durmaksızın kendi sanatının felsefi temellerini araştırması ve bu esnada film yapım sürecinin teknik kısımlarını asla yitirmemesidir…”

-Jonathan Luskin, Flying Moose Pictures, San Francisco

 

“Bu kitabın en kuvvetli tarafı yaratıcı bir hikâye anlatıcılığı olarak belgesel film yapımcılığı üzerinde durması… Kitap, genç film yapımcılarına pazardaki herhangi bir başlıktan çok daha fazla etik bir temel sunmaktadır.”

-Phil Hopper, Fordham Üniversitesi

 

“Zekice ve ustaca kaleme alınmış olan Bir Belgeseli Gerçekleştirmek, her belgesel yapımcısının kitaplığında kendine önemli bir yer bulacak bir kitap…”

–Videomaker Dergisi

 



Sinema Teorisine Giriş

Robert Stam 

 

Sinema Teorisine Giriş, “sinema yüzyılı” boyunca sinema teorisinin tarihini anlatıyor. Kitap, Vachel Lindsay ve Hugo Munsterberg gibi sessiz dönem teorisyenlerinden yola çıkıp, sinema teorisi ve kültürel çalışmalardaki son gelişmelere (bilişsel teori, Deleuze, Queer teorisi, postkolonyal teori, dijital teori) kadar uzanıyor. Dünya sinemasını bütünsel olarak ele alan bu kitap, Fransa, Almanya, Rusya, İtalya, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerdeki gelişmeleri irdelemekle kalmıyor, bu gelişmeler arasındaki bağlantıları da açıklıyor.

Sinema teorisine heyecanlı ve kışkırtıcı bir giriş olmanın yanı sıra, birçok farklı disiplini; ama özellikle de gerçekçilik, görüngübilim, anlatı, bakış açısı, semiyoloji, feminizm, kolonyalizm, psikanaliz ve çokkültürlülük gibi konuları işleyen bu kitap sinema ve edebiyat öğrencileri ve akademisyenler için de vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor.

Fikirlerini açık ve net bir şekilde ortaya koyuşuyla haklı bir şöhrete sahip olan Robert Stam Sinema Teorisine Giriş’te ancak sinema alanında uzmanların vakıf olabileceği geniş bir kaynak taramasını okura sunmakla kalmıyor, edebiyat eserlerinden yapılan film uyarlamalarına da kapsamlı bir biçimde değiniyor. Ayrıca edebi eleştirisi ile film eleştirisi arasındaki benzerlikleri ortaya koyan yazar, sinema teorisi ile tarihsel, sanatsal ve felsefi akımlar arasındaki ilişkileri de sorguluyor.

Ele aldığı konuları derinlemesine irdeleyen ve bunu anlaşılır bir dille okura sunan Robert Stam, Sinema Teorisine Giriş’le zengin ve renkli, bir o kadar da karmaşık bir alan olan sinemanın kapılarını açıyor herkese. Haydi koltuklarınıza oturun, açın kitabı, film başlıyor…

 

“Yirminci yüzyılda sinema teorisini şekillendirmiş olan soru ve tartışmaları anlamak isteyen herkese tavsiye edilebilecek, fevkalade bir sentez. Stam’in çalışması baştan sona kolay anlaşılır, yararlı ve zekice.”

-Prof. James Naremore, Indiana Üniversitesi


 

Politik Kamera

Michael Ryan, Douglas Kellner 

 

Politik Kamera, altmışlı yıllardan seksenlerin ortalarına kadar, Hollywood sinemasının, politik yönelimlerle ilişkilerine bakıyor.

Bu eleştirel bir sinema incelemesi: Karşı kültürden karşı devrime, liberalizm, sınıf ve etnisite, cinsiyet, korku, militarizm, birey ve toplum, temsil ve birçok kavram bu kitabın çerçevesini oluşturuyor. Sinema, politika, kültür zemininde derinlikli bir yaklaşım sözkonusu.

Ryan ve Kellner, altmışların özgürlükçü ve eşitlikçi değerlerle örülü toplumsal atmosferinden Reagan’ın vahşi kapitalizmine giden yolu, Hollywood sineması üzerinden kat ediyorlar.

'Mösyo Şokola' Berat Çokal'dan 99 tarif... 'Mösyo Şokola' Berat Çokal'dan 99 tarif...

Onlara göre sinema ideolojik üretim açısından vazgeçilmez bir araç. Çünkü sinema olguları temsilin süzgecinden geçirerek bize bir yapıntı sunar. Sinemada hep temsil biçimine ilişkin bir tercih yatar. İdeoloji de temsiller üzerinde yükselir; toplumsal kurum ve değerlerle, cinsiyet rolleriyle, kişisel varoluşumuzla ilgili yapıtaşları böylece oluşturulur. Dolayısıyla sinema, hâkim ideolojik hegemonyanın yeniden üretimine katkıda bulunabileceği gibi, alternatif temsiller aracılığıyla onu sarsmayı da amaçlayabilir.

Pek çok Hollywood “hikâyesinde” dayatılan toplumsal arzular, korku ve kaygılar boy gösteriyor. Muhafazakâr Hollywood sinemasında bolca rağbet edilen metaforik anlamlandırma biçimi, psikososyal gerilimleri yatıştırmaya yönelik bir boşalım mekanizması oluşturuyor. Böyle olunca, örneğin, Baba’nın erkeklerini bu kadar “erkek” yapanın ne olduğu, Şeytan’daki masum kız çocuğunun neden şeytanlaştığı, Jaws’daki köpek-balığının aslında kime ve neden dehşet saçtığı, Havaalanı ve Yangın Kulesi gibi filmlerde felaketle birlikte nelerin savuşturulduğu, Kıyamet’te Vietnam’la nasıl hesaplaşıldığı, Rambo’nun neden şiddete doymadığı üzerinde yeniden düşünmek gerekiyor.

Patolojik bir eril cinsel kimlikle, bireyci alternatiflerle, seçkin liderlere bağlanmış umutlarla yüklü, karşılanmamış özlemlerin ve hüsran duygularının saldırgan bir şiddete dönüştüğü babaerkil muhafazakâr toplumda, imdat çağrılarını görmek için muhafazakâr kültürel üretimi geri şifrelemek bile çok anlamlı. Ryan ve Kellner, Hollywood’un ideolojik şifrelerini ustalıklı bir içgörüyle çözerek, bize gerçekte ne olduğunu anlatıyorlar. Muhafazakârlık sözlüğünde “erkek” ve “kadın” olmanın, özgürlüğün, başarının, doğanın, ailenin, teknolojinin vb. ne anlama geldiğini merak edenlere ve karşıt, eşitlikçi alternatiflerden umudunu kesmemiş olanlara…

Editör: TE Bilisim