Grammy ödüllü İngiliz sanatçı Seal, D Maris Bay'de! Grammy ödüllü İngiliz sanatçı Seal, D Maris Bay'de!

Balkan Ninnisi’nin sert ve otoriter Elena’sı Suzan Akbelge:

“Türkiye’den bir ekibin parçası olmak bana samimiyet ve bir olmak duygusunu yaşatıyor…”

“Elena’yı oynarken kendi mimiklerimi bir yerlere saklayıp annemi canlandırmaya çalıştım…”

 

TRT 1’in uzun yıllar sonra yurtdışında çekilen ve ilgi odağı olan sevilen dizisi Balkan Ninnisi, yetenekleri ve deneyimleriyle göz dolduran usta oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyorÜlkemizi yurtdışında başarıyla temsil eden Suzan Akbelge de canlandırdığı Elena karakteriyle büyük bir performans sergiliyor ve izleyicilerden tam not alıyor.

Tito dönemi Yugoslavyası’na hayran, sert, otoriter ve disiplinli  Elena, eşi Daniel (Hakan Boyav), kızları Jovanka (Merih Öztürk) ve Maria’yla (Bennu Şahin) Osmanlı konağında Köfteci Süleyman (Erdal Özyağcılar) ve ailesiyle birlikte yaşamak zorunda kalır. Antika düşkünü kocası Daniel’in müzayededen aldığı tapuyla konağa ortak olan Elena ve ailesi, hem Türk aileyle, hem ekonomik zorluklarla hem de çevre baskısından kaynaklanan birbirinden ilginç olaylarla karşı karşıya kalır…

Elena karakteriyle büyük beğeni toplayan ünlü sanatçı Suzan Akbelge sanat ve özel yaşamına ilişkin açıklamalar yaptı.

 

-Salı akşamları TRT 1’de yayınlanan ve büyük ilgi gören Balkan Ninnisi’nde Elena karakterini canlandırıyorsunuz. Bu dizide oynama teklifi geldiğinde neler hissettiniz? Projede sizi en çok çeken unsurlar nelerdi?

-Türkiye’nin bu topraklarda bir proje yapması her zaman benim eksik parçamı tamamlamıştır. Hele bu projenin içinde yer almak bu duyguyu daha da bütünlemiştir. Babam Türkiyeli annem Balkan kökenli olduğu için Türkiye’de yaşarken buraları, Makedonya’da yaşarken oraları özlerim ve içimde hep bir eksiklik hissederim. Dolayısıyla Türkiye’den bir ekibin parçası olmak bana samimiyet ve bir olmak duygusunu yaşatıyor. Bu duyguların bütünü mesleğime duyduğum aşktır.

-Siz daha önce yayınlanan ve yine hem Türkiye’de hem de Balkanlar’da büyük ilgi gören Elveda Rumeli dizisinde Meryem karakterini canlandırmıştınız. Meryem, iyimser, sempatik bir karakterdi. Elena ise sert, duygularını ifade edemeyen, soğuk ve otoriter bir kadın. Daha önce yaşadığı bazı olaylar nedeniyle Köfteci Süleyman ve ailesine karşı önyargısı olan, Türkler’den hoşlanmayan Elena’yı bir de sizden dinlesek...

-Elena kendi ayaklarının üstünde duran ve kendi sorunlarını kendisi halleden bir kadın. Hem bir iş kadını hem de ailesiyle ilgileniyor. Başarılı, güzel ve ailesine düşkün bir kadın. Hayattaki başarısı disiplinden kaynaklanıyor. Elena karakterini canlandırmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

-Daha önce basına verdiğiniz bir demeçte Elena’yı annenize benzettiğinizi söylemiştiniz. Sert mizaç, otorite, Tito dönemi Yugoslavyası’nda kadınların özellikle üzerlerine kuşandıkları bir zırh mıydı? Şu anda durum nedir? Elena benzeri kadınlar çok var mı Makedonya’da?

-Elena karakterini kendimde bulamadığım için bir oyuncu olarak kendime meydan okudum. Kendi mimiklerimi bir yerlere saklayıp annemi canlandırmaya çalıştım. Annem  subay bir babanın çocuğuydu ve 2. Dünya Savaşı’nı yaşadığı için o dönem disiplinsiz hayatta kalınamazdı.

Her şeye rağmen Elena, ilk önce annedir ve her anne gibi sevgiyle dolu ama karsılaştığı sorunlar ve koşullar nedeniyle o sert, otoriter bir kadına bürünmek zorunda kalıyor.

Her ülkede olduğu kadar Makedonya’da da bu tarz kadınlar var. Genellikle  başarılı, kendine özel, bakımına özen gösteren ve birlik ve kardeşlik içinde yaşamaya çaba gösteren kadınlar çoğunluktadır.

- Devamlı Makedonya’da mı yaşıyorsunuz? Dizi dışında tiyatro çalışmalarınız da var mı?

-Devamlı Makedonya’da yaşadığım için, burada çekilen bazı filmlerde ve dizilerde yer alıyorum.  75 yıldır varlığını sürdüren Üsküp Türk Tiyatrosu’nda 25 yıldır kadrolu olarak çalışıyorum. 

-Sizi biraz tanıyabilir miyiz? Aileniz, günlük yaşantınızda sevdiğiniz ritüeller, hobileriniz vb.

-Ayrı kültürlerden gelen anne ve babayla büyüdüm. Babam İstanbul, annem ise Sırbistan doğumlu. Ben ise Almanya’da Ludvigshafen’de doğdum.  İstanbul’da ilkokula başladım, sonra ailece Üsküp’e yerleştik. Küçüklüğüm üç farklı ülkede geçtiği için üç farklı kültür içinde yoğruldum.  Günlük yaşamımda en çok sevdiğim şeyler, Vardar Nehri kenarında uzun yürüyüşler yapmak, koşmak, bisiklete binmek ya da paten sürmektir. Müziksiz ve sporsuz bir hayat düşünemiyorum. Fitness, kickbox ve yoga da deşarj olma yöntemlerim...

Haftasonları ise Makedonya’nın doğal güzelliklerini görmek ve dağlarına çıkmaktan keyif alırım. 
Editör: TE Bilisim